Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • (ANKARA) - Fransa'da öğrencilerin eğitim koşullarına yönelik tepkileriyle başlayan protestolar, hayat pahalıl...
- • Avrupa'da son haftalarda artan yaşam maliyetleri, eğitim harcamaları, konut fiyatları ve kamu hizmetlerindeki...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
(ANKARA) - Fransa'da öğrencilerin eğitim koşullarına yönelik tepkileriyle başlayan protestolar, hayat pahalılığı, artan akaryakıt fiyatları ve hükümetin ekonomi politikalarına karşı düzenlenen eylemlerle genişledi. Fransa'da yaşayan Julien U., ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Sarı Yelekliler yeniden örgütlenerek sokağa çıktı. Eylemlere çalışanlardan işsizlere, emeklilerden öğrencilere kadar toplumun her kesiminden destek var" dedi. Ülkede yüksek lisans eğitimi gören İpek ise "Herkes sokağa çıkmak için bir kıvılcım bekliyormuş gibi görünüyor" ifadelerini kullandı. Artan kira ve ulaşım giderlerine dikkati çeken İpek, "Aylık bin 500 avro kazanan, asgari ücretli bir işçi olduğunuzu düşünelim. İşiniz Paris'te. Paris'in içinde yaşarsanız maaşınızın büyük bir kısmı kiraya gidiyor. Paris'in dışında yaşarsanız da ulaşım ve akaryakıt masraflarınız artıyor" diye konuştu.
Avrupa'da son haftalarda artan yaşam maliyetleri, eğitim harcamaları, konut fiyatları ve kamu hizmetlerindeki sorunlar nedeniyle başlayan protestolar geniş kesimlere yayıldı. Fransa'da eylül ayında öğrenci protestoları olarak başlayan eylemler, geniş kitlelere yayılırken; İtalya, İspanya, Belçika ve Arnavutluk gibi Avrupa'nın diğer ülkelerinde geniş çaplı protestolar meydana geldi. Fransa'da 17 Ekim'de Paris, Lyon, Marsilya ve Bordo başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen gösterilere, Fransa İçişleri Bakanlığı verilerine göre 550 binden fazla kişi katıldı. Ancak Fransa'da faaliyet gösteren Ulusal Gazeteciler Sendikası'nın (SNJ-CGT) 18 Ekim Pazar günü yayımladığı makalede, protestolara 800 bin kişinin katıldığı özellikle kayıtlara geçti.
FRANSA'DA 2027 BÜTÇESİNE TEPKİ: "KAMU HİZMETLERİNDEN 54 MİLYAR AVRO KESİLECEK"
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Makalede, Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu hükümetinin hazırladığı 2027 yılı bütçe teklifine de tepki gösterilerek, şöyle denildi:
"Lecornu bütçesi, kamu hizmetlerini doğrudan etkileyecek 54 milyar avroluk kesinti öngörürken yüksek gelirlilerden elde edilmesi beklenen vergi gelirini 7 milyar avrodan 5 milyar avroya düşürüyor. Hükümet, milyarderleri ve çok uluslu şirketleri vergilendirmekten kaçınıyor. Fransa'da 2,3 milyon milyoner bulunurken en zengin kesimin serveti 2010'dan bu yana 1 trilyon avronun üzerinde arttı. Şirketler yalnızca ikinci çeyrekte 61 milyar avro temettü dağıtırken Total, 2026'nın ilk yarısında 11 milyar doların üzerinde kar elde etti."
Bazı kentlerde göstericilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanırken kamu binaları ve iş yerleri zarar gördü. Fransa hükümeti, protestoların ardından güvenlik önlemlerini artırdı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez, 24 Ekim Cumartesi günü yapılması beklenen gösteriler öncesinde Sentinelle Operasyonu kapsamında görev yapan askerlerin belirli noktalarda güvenliği sağlamak üzere görevlendirileceğini açıkladı. Başbakan Lecornu da yeni gösteriler öncesinde kapsamlı güvenlik önlemleri alınacağını duyurdu.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
FRANSA'DA YAŞAYAN JULIEN UZUNGELİŞ: "EYLEMLERE TOPLUMUN HER KESİMİNDEN DESTEK VAR"
Fransız Julien U., ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, protestoların öğrencilerin eğitim koşullarına yönelik tepkileriyle başladığını, ardından hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatları nedeniyle genişlediğini belirterek şunları söyledi:
"Öğrenci eylemleri banliyölerde başladı. Créteil'deki bir lisede öğrenciler, sıra eksikliği, okulların eski ve bakımsız olması nedeniyle eyleme çıktı. Bir hafta geçmeden akaryakıt fiyatları nedeniyle halk da sokağa döküldü. Macron, gösterilere ilişkin 'Yağmacıları cezalandıracağız' açıklamasını yaptı. Ancak protestocuların taleplerini görmezden gelmesi halkı daha da öfkelendirdi. Bu tepkiler siyasi liderlere de yansıdı. Parlamentoda daha önce dağınık olan sağcı gruplar birleşerek kolektif hareket etmeye başladı. İçişleri Bakanı istifa etti. Fransa altı ay sonra seçime gidecek. Macron'un 'Altı ay sonra seçim olacaktı, bunlara gerek var mıydı?' sözleri de halkın tepkisini artırdı."
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
"SARI YELEKLİLER YENİDEN ÖRGÜTLENEREK SOKAĞA ÇIKTI"
Protestoların sendikaların katılımıyla büyüdüğünü belirten Julien U., ulaşım sektöründeki grevlerin günlük yaşamı önemli ölçüde etkilediğini ifade ederek şöyle devam etti:
"Protestolara yalnızca lise öğrencileri değil, sendikalar da katıldı. İşçi sendikaları eylemlere destek verdi. Sarı Yelekliler yeniden örgütlenerek sokağa çıktı. Böylece gösterilerin etkisi ve ciddiyeti arttı. Paris'in bazı bölgelerinde kısıtlamalar uygulanıyor, bazı yollar trafiğe kapatıldı. Burada memurlar ve işçiler sürekli greve çıkıyor. İtfaiye çalışanları ile metro ve tren hatlarında görev yapan çalışanlar da greve katıldı. Ulaşım çalışanları greve çıktığında hayat durma noktasına geliyor. Çünkü çok örgütlüler. Eylemlere çalışanlardan işsizlere, emeklilerden öğrencilere kadar toplumun her kesiminden destek var. CGT sendikası da 24 Ekim'deki eylemlere güçlü katılım sağlamaya hazırlanıyor."
Süreç Nasıl İlerleyecek?
"PARİS'TE BAZI METRO VE TREN İSTASYONLARINDA KAPANMALAR YAŞANIYOR"
Paris'teki gösteriler sırasında bazı bölgelerde ulaşımın aksadığını ve yağma olaylarının yaşandığını anlatan Julien U., şunları kaydetti:
"Ulaşımda ciddi aksamalar yaşanıyor. Bazı sokaklar kapalı. Paris'teki eylemler yer yer kontrolden çıktı. Yağma olayları ve araç yakma eylemleri yaşandı. Hatta çalınan bazı eşyaların pazarlarda satıldığına ilişkin iddialar ortaya atıldı. Ancak toplumun her kesiminden bu yağma olaylarına tepki var. Paris'te République, Chatelet ve Les Halles gibi önemli metro ve tren istasyonlarında saat 22.00 itibarıyla kapanmalar yaşanıyor. Chatelet–Les Halles, Paris'in en büyük ulaşım merkezlerinden biri. République Meydanı da gösterilerin düzenlendiği önemli noktalardan biri. Gündüz biraz hayat daha normal, eylemler akşam yapılıyor. Tabi okullar kapalı."
FRANSA'DA YAŞAYAN İPEK: "AKARYAKIT FİYATLARININ BİR DÖNEM TÜRKİYE'DEN PAHALI OLDUĞUNU BİLİYORUM"
Fransa'da yaşayan ve yüksek lisans eğitimi gören Türk vatandaşı İpek, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, öğrenci protestolarının farklı toplumsal kesimlerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunlarla birleştiğini belirterek, "Aslında öğrenciler kendi okul koşullarıyla ilgili sorunlar nedeniyle sokağa çıktı. Daha doğrusu eylemleri liseliler başlattı. Ardından üniversiteliler de öğrencilere destek olmak için sokağa çıktı. Sarı Yeleklilerin ve çiftçilerin tepkileri de var. Bunlar aslında farklı dönemlerde yaşanan protestolar. Ancak ilk kez bu kadar büyük çaplı bir protesto yaşanıyor" dedi. Sarı Yelekliler hareketinin temelinde özellikle ulaşım ve akaryakıt giderlerinin bulunduğunu anlatan İpek, şöyle devam etti:
"Özellikle Sarı Yelekliler, genellikle işçi sınıfından ve şehir merkezlerinin dışında yaşıyorlar. Dolayısıyla otomobile bağımlılar. Örneğin ben Paris'e çok yakın yaşıyorum. Her zaman metroya veya otobüse erişebiliyorum. Bu nedenle ulaşım konusunda çok büyük bir sıkıntı yaşamıyorum. Ancak şehir dışında yaşayan insanlar için otomobilsiz bir hayat mümkün değil. Bu yüzden onları en fazla etkileyen unsurlardan biri akaryakıt fiyatları. Akaryakıt fiyatlarının bir dönem Türkiye'den daha pahalı olduğunu biliyorum. Yaklaşık dört-beş ay önce arkadaşlarımla Fransa'nın güneyine arabayla gitmiştik. O dönemde merak edip fiyatlara bakmıştım ve Türkiye'den daha pahalıydı."
FRANSA'DA BENZİN FİYATLARI BİR YILDA YÜZDE 30,5 ARTTI
Fransa'da akaryakıt fiyatlarındaki artış, özellikle kent merkezleri dışında yaşayan ve ulaşım için otomobil kullanmak zorunda kalan çalışanların bütçelerini etkiliyor. GlobalPetrolPrices'ın derlediği 12 Ekim tarihli verilere göre ülkede 95 oktan benzinin litre fiyatı 2,14 avroya ulaştı. Bir yıl önce 1,64 avro seviyesinde bulunan benzinin fiyatı, son bir yılda yüzde 30,5 arttı.
"OTOMOBİLE BAĞIMLIYSANIZ YAKIT GİDERLERİNİZİ ORTADAN KALDIRAMAZSINIZ"
İpek, akaryakıtın zorunlu bir harcama olması nedeniyle çalışanların satın alma gücünün azaldığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bir de önemli bir nokta var. 2025-2026 döneminde enflasyon yaşandı. Türkiye'de buna alışığız ama burası için de önemli bir konu. Asgari ücret her yıl biraz artıyor. Ancak insanların akaryakıta bağımlı olması onları ciddi biçimde etkiliyor. Çünkü bazı harcamalarınızı azaltabilirsiniz ama otomobile bağımlıysanız yakıt giderinizi ortadan kaldıramazsınız. Dolayısıyla diğer ihtiyaçlarınızı karşılayacak satın alma gücünüz azalıyor. Bu da ciddi bir sorun. Tabii ben burada tek başıma yaşayan bir öğrenciyim. Benim harcamalarımla bir ailenin harcamaları aynı değil."
Gıda fiyatlarında yaşanan artışlara dikkati çeken İpek, "Burada ise örneğin geçen ilkbaharda 2 avroya aldığım bir peynirin fiyatı 2,20 avroya çıktığında bunu fark ediyorum. Çünkü sürekli aynı ürünü alıyorum. Ancak fiyatlar değişse de bu değişimi her zaman çok hızlı fark etmiyorsunuz. Yine de Sarı Yeleklilerin tepkilerinin temelinde özellikle işçi sınıfını etkileyen bu sorunlar var. Şehir dışında yaşamak, kiralar, hayat pahalılığı ve asgari ücretle çalışanların satın alma gücünü kaybetmesi önemli etkenler" dedi.
"AYLIK BİN 500 AVRO KAZANIYORSANIZ BUNUN 800 AVROSU KİRAYA GİDİYOR"
Fransa'da yaşam maliyetlerinin değerlendirilmesinde ücretlerle birlikte kira fiyatlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan İpek, şöyle konuştu:
"Fransa'da asgari ücret, yaklaşık bin 600 - bin 800 avro diyebiliriz. Ama tabii kesintiler oluyor. Vergiler de yıllık kazancınıza, evli olup olmamanıza ve çocuk sahibi olup olmamanıza göre değişiyor. Ancak net aylık olarak bin 400 - bin 500 avro civarında diyebilirim. Burada önemli olan bu ücreti kira fiyatlarıyla birlikte değerlendirmek. Paris'in içinde yaşamak istiyorsanız 800 avronun altında bir ev bulamazsınız. Üstelik 800 avroya bulacağınız yer de yaklaşık 10-20 metrekare olur. Bir de İle-de-France bölgesi var. Paris de bu bölgenin içinde yer alıyor. Kira gerçekten çok büyük bir gider. Aylık bin 500 avro kazanıyorsanız ve Paris'in içinde yaşamak istiyorsanız bunun 800 avrosu kiraya gidiyor. İnsanlar bu nedenle ev arkadaşıyla yaşamayı tercih ediyor. Evliyseniz ve çocuklarınız varsa bin 500 avroyla geçinmek çok zor.
Aylık bin 500 avro kazanan, asgari ücretli bir işçi olduğunuzu düşünelim. İşiniz Paris'te. Paris'in içinde yaşarsanız maaşınızın büyük bir kısmı kiraya gidiyor. Paris'in dışında yaşarsanız da ulaşım ve akaryakıt masraflarınız artıyor. İnsanların isyan ettiği temel noktalardan biri bu, bunun için sokağa çıkan insanlar da var. Ancak protestoların farklı nedenleri de bulunuyor. 1968 olaylarına sürekli atıfta bulunulmasının sebeplerinden biri de bu. Protestolar bir yerden başladı ve ardından çok sayıda insan sokağa döküldü."
"KOŞULLARI İYİ OLAN OKULLARDAKİ ÖĞRENCİLER BİLE OKULLARINI BLOKE ETTİ"
Fransa'daki protestoların başlangıcında eğitim sistemindeki eşitsizliklerin önemli rol oynadığını belirten İpek, öğrencilerin yalnızca kendi okullarındaki sorunlar için değil, eğitimde fırsat eşitliği talebiyle de eylemlere katıldığını söyleyerek, eğitim sistemine yönelik tepkileri şöyle anlattı:
"Öğrencilerin en önemli sorunlarından biri okul koşulları ve eğitimdeki eşitsizlik. Örneğin Paris'in merkezinde bir liseye gidiyorsanız okulunuzun koşulları çok daha iyi. Paris'in kuzeyindeki Saint-Denis bölgesinde okuyorsanız koşullarınız daha kötü olabiliyor. Bu nedenle koşulları iyi olan okullardaki öğrenciler bile okullarını protesto ederek, 'Biz eşitlik istiyoruz' dediler. Burada aslında eğitimde fırsat eşitliği yani, ancak mesele biraz daha geniş. Çünkü ailenizin maddi durumu, eğitim seviyesi ve sizin hangi okulda eğitim aldığınız başarınızı etkiliyor. Üniversiteye girme şansınızı da belirliyor. Üniversiteye giriş için Parcoursup isimli bir sistem var. Bu sisteme de tepki gösteriliyor. Üniversiteye girişteki eşitsizlikler ve kaliteli eğitim veren kurumlarda yeterli kontenjan bulunmaması da önemli sorunlar. Bir de öğrencilere yönelik ciddi polis müdahaleleri oldu. Bu nedenle birçok insan polis müdahalelerine tepki göstermek için de sokağa çıktı.
"HERKES SOKAĞA ÇIKMAK İÇİN BİR KIVILCIM BEKLİYORMUŞ GİBİ GÖRÜNÜYOR"
Herkes sokağa çıkmak için bir kıvılcım bekliyormuş gibi görünüyor. Mesela Assas Üniversitesi var. Devlet üniversitesi ama sağcı olarak bilinir. Assas Üniversitesi de kapılarını bloke etti. Bu beklenmedik bir durumdu. Özel okullardan, sağcı olarak bilinen Katolik üniversitelerden de protestolara katılanlar oldu. Bu kurumlar normalde öğrenci hareketlerinde böyle eylemler yapmazdı. Ancak onlar da okullarını bloke etti. Yani yalnızca doğrudan bu sorunları yaşayan öğrenciler değil, daha iyi koşullara sahip olan öğrenciler de protestolara destek verdi. 'Kendi sorunlarımız olmasa bile bütün öğrencilere destek veriyoruz' diyerek eylemlere katıldılar."
"ÇİFTÇİLERİN DE AB TARIM POLİTİKALARIYLA CİDDİ SORUNLARI VAR"
Çiftçilerin Avrupa Birliği'nin (AB) tarım politikaları ve geçim koşullarına ilişkin sorunları nedeniyle protestolara katıldığını belirten İpek, "Yani protestoların arkasında pek çok farklı etken var. Çiftçilerin de ciddi sorunları var. Avrupa Birliği'nin tarım ve ithalat-ihracatla ilgili düzenlemeleri bulunuyor. Çiftçilerden çok fazla şey bekleniyor. Hangi ürünlerin kullanılabileceği, hangi uygulamaların yapılabileceği konusunda çeşitli kurallar var. Ancak Fransa'da çalışan çiftçiler geçinemiyor. Bu da çok ciddi bir problem. Aslında farklı kesimlerin katıldığı bir protesto sürecinden söz ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yönelik memnuniyetsizliğin ve ülkedeki siyasi istikrarsızlığın protestoları büyüttüğünü belirten İpek, şunları söyledi:
"Bir de Macron'dan memnuniyetsizlik var. Son dönemde çok fazla siyasi değişiklik yaşandı. Başbakanlar değişti. Son bir iki yıldır Fransa'da sürekli siyasi krizler yaşanıyor. Hükümetlerin Parlamento'daki desteği sağlam olmadığı için siyasi istikrarsızlık devam etti. Anayasa'nın 49.3'üncü maddesi de bu süreçte gündeme geldi. Hükümetin güvenoyu ve parlamentoyla ilgili yaşadığı sorunlar da tepkileri artırdı. Dolayısıyla öğrencilerin sokağa çıkması, birikmiş sorunları harekete geçiren bir kıvılcım oldu.
Bir de polisin öğrencilere yönelik müdahaleleri vardı. Bir öğrencinin elini kaybetmesi, başka bir öğrencinin gözünü kaybetmesi ve ateş açılması gibi olaylar yaşandı. Bir kişinin hayatını kaybetmesi de çok büyük ses getirdi. Bu olayların ardından öğretmenler de öğrencileri desteklemek için sokağa çıktı. Üniversitelerde de finansman sorunu var. Yeterli kaynak ayrılmıyor ve üniversitelere sağlanan finansman sürekli azalıyor. Bütün bunlar, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı sorusunu gündeme getirdi. Sürekli Fransa'nın borçlarından bahsediliyor. Ancak insanlar bu paraların nereye gittiğini ve nasıl kullanıldığını sorguluyor. İşsizlik de gündeme getirilen sorunlardan biri. Eğitime yeterli para ayrılmıyor. Örneğin iki-üç yıl önce emeklilik yaşının artırılması gündeme geldiğinde de çok büyük protestolar yaşanmıştı. İnsanlar sokağa dökülmüştü. Bütün bu sorunlar aslında küçük küçük birikti ve şimdi yeniden karşımıza çıkıyor."