Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Dünyanın en prestijli şarap bölgelerinden biri olan İtalya’nın Toskana eyaletindeki Chianti, bugün sert ve göv...
- • Cetamura del Chianti bölgesinde yer alan32 metre derinliğindeki antik bir kuyu, arkeologlar için adeta bir zam...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Dünyanın en prestijli şarap bölgelerinden biri olan İtalya’nın Toskana eyaletindeki Chianti, bugün sert ve gövdeli kırmızı Sangiovese şaraplarıyla adından söz ettiriyor. Ancak Toskana’da yürütülen sıra dışı bir arkeolojik kazı ve ardından gelen genetik laboratuvar sonuçları, bu bölgenin şarap tarihi hakkında bildiğimiz her şeyi kelimenin tam anlamıyla altüst etti.
Cetamura del Chianti bölgesinde yer alan32 metre derinliğindeki antik bir kuyu, arkeologlar için adeta bir zaman kapsülüne dönüştü. Kuyunun dibindeki oksijensiz, çamurlu ortam sayesinde hiç bozulmadan günümüze ulaşan2.000 yıllık üzüm çekirdekleri, şarap dünyasında yüzyıllardır saklı kalan şaşırtıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı.
MÖ 300 ile MS 300 yılları arasına, yani hem Etrüsk hem de Roma İmparatorluğu dönemlerine tarihlenen bu antik kuyudan tam 80 adet üzüm çekirdeği çıkarıldı. York Üniversitesi’nde yürütülen çok kapsamlı bir doktora çalışması kapsamında, bu çekirdeklere tarihin en detaylı DNA analizi uygulandı.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Genetik incelemelerin ardından ortaya çıkan ilk büyük sürpriz, çekirdeklerin çok büyük bir kısmınınbeyaz taneli bir üzüm klonunaait olmasıydı. Bugün kırmızı şarabın kalesi olarak kabul edilen Chianti’de, antik dönemde aslında ağırlıklı olarak beyaz üzüm yetiştirildiği ve beyaz şarap tüketildiği anlaşıldı. Florida State Üniversitesi’nden araştırmacılar, modern kırmızı şarap kimliğinin ardında, asırlara meydan okuyan devasa bir beyaz üzüm geleneğinin yattığını belirtiyor.
DNA analizleri, şarapçılığın sanılandan çok daha organize ve korunan bir zanaat olduğunu da kanıtladı. Kuyudan çıkan baskın üzüm çeşidinin genetik hattı incelendiğinde, bu özel klonun Etrüskler tarafından geliştirildiği, ardından bölgeyi ele geçiren Romalılar tarafından da hiç bozulmadan, yüzyıllar boyunca titizlikle korunarak üretilmeye devam ettiği anlaşıldı.
Ancak Roma İmparatorluğu bölgede gücünü tamamen sabitledikten sonra tarımsal yapıda bir genişleme yaşandı. Kuyunun üst katmanlarına doğru gidildiğinde üzüm çeşitliliğinin arttığı görüldü. Bu durum, Romalıların imparatorluğun farklı köşelerinden seçkin asma türlerini getirerek yerel üretime entegre ettiğini ve bölgede yabani üzüm toplayıcılığının da yapıldığını gösteriyor.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Yapılan uluslararası genetik karşılaştırmalar, Toskana'daki bu antik üzüm klonunun sadece İtalya ile sınırlı kalmadığını, Güney Fransa’da keşfedilen bazı antik üzüm örnekleriyle de"yakın akraba"olduğunu ortaya koydu. Bu biyolojik kanıt, Roma döneminde şarap üretiminin Akdeniz genelinde devasa bir ticaret ve üretim ağıyla standartlaştırıldığını doğruluyor.
Araştırmanın en heyecan verici bağlarından biri ise Orta ve Doğu Avrupa'da yaşandı. Kuyuda bulunan başka bir antik örnek, Macaristan’da yetişen nadir bir üzüm çeşidiyle ve Slovenya’nın Maribor kentinde bulunan400 yıllık ünlü asmayladoğrudan genetik bağlar taşıyor. Halen meyve veren bu asma, dünyadaki en eski yaşayan üzüm örneği olarak kabul ediliyor.
Uzmanlar, antik dönemde yetiştirilen ve tüketilen şaraplık üzümlerin tamamen yok olmuş türler olmadığını, aksine günümüzde hala üretilen bazı nadir modern türlerin DNA'sında birebir yaşadığını vurguluyor. Yani belki de bugün içtiğimiz bazı nadir şaraplar, 2.000 yıl önce bir Roma asilzadesinin kadehini dolduran şarapla tamamen aynı genetik mirasa sahip