Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Sosyal medyada manipülatif borsa paylaşımlarına yönelik operasyonun ardından, izinsiz kripto varlık platformla...
- • 19 Eylül'de İletişim Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, sosyal medyada manipülatif borsa...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Sosyal medyada manipülatif borsa paylaşımlarına yönelik operasyonun ardından, izinsiz kripto varlık platformlarının tanıtımını yapan sosyal medya fenomenlerinin hukuki sorumluluğu yeniden tartışılmaya başlandı.
19 Eylül'de İletişim Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, sosyal medyada manipülatif borsa paylaşımları yaptığı belirlenen 111 X hesabına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kararıyla erişim engeli getirildi.
Savcılık, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği aracılığıyla alınan karar kapsamında toplam 246 hesabı incelemeye aldı. Bu hesaplardan 111'ine erişim engeli uygulanırken, 75 paylaşım spekülatif içerik gerekçesiyle kaldırıldı. 18 Eylül'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen başlatılan soruşturmaya dayanarak, incelemelerin Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütüldüğü resmi olarak kaydedildi.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Erişim engeli getirilen hesaplar arasında, geçmişte kripto varlıklara ilişkin paylaşımları ve bazı kripto para platformlarıyla yaptığı iş birlikleriyle bilinen Ayhan Kayan'ın X hesabı da yer aldı.
Kripto varlık hukuku alanında çalışan Av. Ahmet Karaca, gelişmeleri borsa tarafındaki fon kriziyle birlikte değerlendirdi. Karaca, 131 farklı fonun tasfiyeye alındığını, çok sayıda fon yöneticisi hakkında gözaltı ve tutuklama işlemleri uygulandığını, bazı kişilerin mal varlıklarına tedbir konulduğunu hatırlattı.
Benzer bir sürecin kripto sektöründe de yaşanabileceğini belirten Karaca, mevcut düzenlemelerin bu alandaki yaptırımlar için artık daha net bir zemin oluşturduğuna dikkat çekti. Karaca, hukuka aykırı faaliyet yürüten yapıların henüz kapsamlı bir yaptırım dalgasıyla karşılaşmadığı için faaliyetlerini sürdürebildiğini söyledi.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Karaca, "Sektörü istikrarsızlaştıran, yatırımcıların zararına hareket eden ve başkalarının kayıpları üzerinden haksız menfaat sağlayan kişi ve yapıların zamanla daha ciddi idari, mali ve cezai yaptırımlarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Bunun hukuki altyapısı artık oldukça net" dedi.
Hukuka uygun ve etik sınırlar içinde faaliyet gösteren kişi ve şirketlerin ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Karaca, şu uyarıyı yaptı:
"'Kripto hukuken gri alandır' düşüncesiyle hareket ederek takipçilerinden haksız menfaat sağlayan veya mevzuatı açıkça ihlal eden kişiler açısından uzun vadede tablo farklı olacaktır. Ceza soruşturmaları, erişim engelleri, hapis cezaları, mal varlığına el koyma tedbirleri ve ağır hukuki yaptırımlar gündeme gelebilir."
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Karaca'ya göre izinsiz kripto platformlarının reklamını yapan bir fenomenin sorumluluğu tek bir düzenlemeyle sınırlı değil; dört ayrı sorumluluk alanı söz konusu.
İlk katmanı sermaye piyasası mevzuatı oluşturuyor. 2 Temmuz 2024'te yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun'la Sermaye Piyasası Kanunu'na eklenen 99/A maddesi kapsamında, yurt dışında yerleşik bir platformun Türkiye'deki kişiler aracılığıyla tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunması da izinsiz faaliyet değerlendirmesine konu olabiliyor.
Karaca, "Fenomen burada yalnızca reklam yapan biri değil, platformun faaliyetinin izinsiz sayılmasını sağlayan unsurun kendisi haline geliyor. Cezai karşılığı Kanun'un 109/A maddesinde yer alıyor. Üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası söz konusu" dedi.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
İkinci katmanı tüketici ve reklam mevzuatı oluşturuyor. 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren düzenlemeyle Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'ne eklenen 23/A maddesi, sosyal medya etkileyicisi tanımını takipçi sayısından bağımsız hale getirdi.
Karaca, "Bu değişiklik, daha önce idari yargıda sıkça ileri sürülen 'kılavuzun kanuni dayanağı yok' savunmasını büyük ölçüde işlevsiz hale getirdi. 2026 yılı için internet üzerinden gerçekleştirilen ihlallerde uygulanabilecek idari para cezaları 1 milyon 83 bin 706 lira ile 10 milyon 837 bin 65 lira arasında değişiyor" ifadelerini kullandı.
Üçüncü katmanı genel ceza hukuku oluşturuyor. Karaca, bir platformun baştan itibaren para toplamak amacıyla kurulması halinde konunun dolandırıcılık suçuna kadar uzanabileceğini, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması gibi nitelikli hallerin de gündeme gelebileceğini belirtti.
Dördüncü katman ise haksız rekabet hükümleri. Karaca'ya göre burada dikkat çeken nokta, dava açma hakkının yalnızca zarar gören yatırımcılara ait olmaması; izinli faaliyet gösteren rakip platformlar da belirli koşullarda hukuki yollara başvurabiliyor.
Fenomenlerin en sık başvurduğu savunmalardan birinin, reklamını yaptıkları platformun Türkiye'de izinli olmadığını bilmedikleri yönünde olduğunu söyleyen Karaca, izin durumunun kamuya açık ve ücretsiz kaynaklardan kontrol edilebildiğine dikkat çekti.
Karaca, "Ticari faaliyet yürüten bir fenomen açısından kolaylıkla ulaşılabilecek bir bilginin hiç araştırılmamış olması, idari yaptırımlar bakımından her zaman koruma sağlamaz. Ceza sorumluluğunda ise kast ayrıca değerlendirilir. Mahkemeler kastı yalnızca kişinin beyanına göre değil, somut olayın şartlarına göre değerlendirir" dedi.
Garantili getiri vaatleri, platformun herhangi bir düzenleyici kurum nezdinde kayıtlı olmaması, ekibin anonimliği veya takipçilerden gelen şikâyetlere rağmen tanıtımların sürdürülmesi gibi unsurların bu değerlendirmede önem taşıdığını belirten Karaca, bu tür durumlarda "bilmiyordum" savunmasının zayıfladığını kaydetti.
Paylaşımlarda referans linki, promosyon kodu veya doğrudan yönlendirme ifadelerinin bulunmasının ayrı bir önem taşıdığını söyleyen Karaca, "Referans linki, içeriğin reklam niteliğinin ve fenomen ile platform arasındaki menfaat ilişkisinin ortaya konulmasını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda elde edilen kazancın tespitinde, kişinin rolünün değerlendirilmesinde ve olası tazminat davalarında illiyet bağının kurulmasında önemli bir delil haline gelebiliyor" diye konuştu.
Karaca, kripto platformlarındaki referans kampanyalarına yönelik SPK düzenlemelerine de dikkat çekerek, izinsiz bir platform için bu tür kampanyaların yürütülmesinin birden fazla mevzuat açısından sorun oluşturabileceğini belirtti.
Sosyal medya paylaşımlarında kullanılan "Reklamdır" veya "Yatırım tavsiyesi değildir" ifadelerinin tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığının altını çizen Karaca şunları söyledi:
"'Reklamdır' ibaresi, içeriğin ticari niteliğini kullanıcıya açıklamaya yarar; reklamın hukuka uygun veya içerikteki iddiaların doğru olduğunu garanti etmez. 'Yatırım tavsiyesi değildir' ifadesi de tek başına kişiyi hukuki sorumluluktan kurtaran bir düzenleme değildir."
Karaca, Danıştay 13. Dairesi'nin 18 Mart 2024 tarihli bir kararında, benzer uyarı ifadeleri bulunmasına rağmen verilen idari para cezasının yargı sürecinde ayakta kaldığını hatırlattı.
İzinsiz bir platformun reklamı nedeniyle kullanıcıların maddi kayıp yaşaması halinde konunun idari ve cezai yaptırımlarla sınırlı kalmayabileceğini belirten Karaca, şartların oluşması halinde fenomen, platform ve varsa reklam sürecine dahil olan ajans açısından tazminat sorumluluğunun da doğabileceğini söyledi.
Müteselsil sorumluluğa dikkat çeken Karaca, "Özellikle platformun yurt dışında bulunması halinde, zarar gören kullanıcı açısından Türkiye'de tahsilat yapılabilecek en ulaşılabilir muhataplardan biri fenomen olabilir" ifadelerini kullandı.
Karaca, bu riskin teorik olmadığını gösteren bir örneğe de işaret etti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından bu ayın ortasında, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını ve yatırımcı kararlarını etkilemeye yönelik yanıltıcı sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili bir soruşturma başlatıldı. İlk aşamada altı şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilirken, 11 hesap sahibinin kimlik tespit çalışmalarının sürdüğü, gözaltına alınanlar hakkında yurt dışına çıkış yasağı içeren adli kontrol kararı verildiği resmi olarak kaydedildi.