Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (TBMM) - Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, fon kriziyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması...
  • • DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlend...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(TBMM) - Dem Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, fon kriziyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirterek, "20 milyar dolar gitmiş, 500 bine yakın insan mağdur olmuş, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı hala görevinin başındadır. Böyle aymazlık, böyle utanmazlık olmaz" dedi. "Hala yargının radarına takılan kimse yok" diyen Bakırhan, bazı AKP yöneticilerinin yakınlarının mal varlığına konulan tedbirin neden birkaç saat sonra kaldırıldığını sordu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi. Konuşmasına bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıya değinerek başlayan Bakırhan, saldırıda üçü ağır sekiz öğrencinin yaralandığını belirterek yaralılara acil şifa, ailelerine ise geçmiş olsun dileklerini iletti.

Okulların çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerler olduğunu ifade eden Bakırhan, "Bugün yaşanan saldırı bu güvenin ne kadar kırılgan hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu. Okullarda gerekli tedbirlerin yeniden ele alınması gerekiyor. Bu saldırılarla birlikte önümüze büyük bir görev olarak çıktı bu. Ancak tek başına güvenlik önlemi almak yeterli değil. Her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalı" dedi.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Bakırhan, çocuklar arasında şiddet ve akran zorbalığına karşı kalıcı ve önleyici programların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Bu programlar eğitim sendikaları, aileler, öğrenciler ve uzmanlarla birlikte kurulmalıdır. Çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici politikalar geliştirerek yaşamsallaştırmak sorumluluğunu taşıyan herkesin öncelikli görevidir" diye konuştu.

"KOBANİ KUMPAS DAVASINDA YARGILANAN ARKADAŞLARIMIZ ÖZGÜRLERİNE KAVUŞMALI"

Bugünün 6-8 Ekim Kobani olaylarının yıl dönümü olduğunu belirten Bakırhan, "Bu vesileyle Kobani olaylarında yaşamını yitiren bütün yurttaşlarımızı, bütün insanlarımızı rahmetle anıyorum. Tekrar ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Bir an önce Kobani kumpas davasında yargılanan arkadaşlarımızın artık özgürlüklerine kavuşması gerekiyor. İnşallah en yakın zamanda arkadaşlarımızla özgür günlerde kavuşacağız" dedi.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

"'MİLLİ' KELİMESİ HALKIN SIRTINDAN SERVET TARNSFERİ YAPANLARIN MASKESİ HALİNE GETİRİLDİ"

Türkiye'de toplumun günlerdir "Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından, yolsuzluklarından, hırsızlıklarından birini" konuştuğunu belirten Bakırhan, şunları söyledi:

"Bir yandan geçinemediği için hayatına son veren emekliler ve aile bütçesine katkı sunmak için çalışıp yaşamını yitiren çocuklar var; diğer yandan ne var? Birini bin yapan, milyonunu milyona çeviren vurguncular var, hırsızlar var. Türkiye bir yandan Soma madeninde yaşamını yitiren beş emekçinin hazin hayat hikayelerini dinliyor, diğer yandan ise Tera Fonu'nun sahiplerinin özel jetiyle yolculuk yapan siyasetçileri ve bürokratları soruyor. Çiftçi mazotun, esnaf borcun, öğrenci geleceksizliğin, emekli geçim derdinin altında eziliyor. Takipteki alacaklar büyüyor, icra dosyaları 26 milyonu aşıyor. Yurttaş geleceğe umutla değil, büyük bir kaygıyla bakıyor."

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Bakırhan, fon krizinin "yerli ve milli finans" söylemiyle örtülmeye çalışıldığını savunarak "Böylesi karanlık bir düzende milyar dolarlık vurguna takılan maskenin adı nedir biliyor musunuz? 'Yerli ve milli finans' diye milletimizi, halkımızı kandırdılar. Çok açık söyleyeceğim: Milli kelimesi halkın sırtından servet transferi yapanların maskesi haline getirildi maalesef. Yerli olan tek şey ise mağdur edilen 86 milyon insanımızın emeğidir, alın teridir" ifadelerini kullandı.

"RANT MİLLETİN FORMASINA, SEViNCİNE, FUTBOL TUTKUSUNA KADAR SIZDI"

Fon krizinin yalnızca borsa ve fonlarla sınırlı kalmadığını, futbola da uzandığını söyleyen Bakırhan, Türkiye Futbol Federasyonu'nun son beş yılda aralarında büyük kulüplerin yöneticilerinin de bulunduğu 448 yöneticiyi bahis oynadıkları gerekçesiyle disipline sevk ettiğini belirtti. Bakırhan, "Düşünün, Türkiye Futbol Federasyonu'nun 400-500'e yakın insanı bahis oynadığı için disipline sevk ediliyor. Yine Merkez Hakem Kurulu Başkanı sahtecilik soruşturmasında tutuklandığına hep birlikte şahitlik ettik. Rantın milletin formasına, sevincine, futbol tutkusuna kadar sızdığını ortaya koyan bir rezaletle karşı karşıyayız. İnsan tuttuğu takımın formasına, hakemin düdüğüne, oyunun temizliğine inanmak istiyor. Ama bugün görüyoruz ki takımlarımız bile sahada değil, masada oynanan bir oyunun parçası haline getirilmiş. Futbolda ortaya çıkan bu kirli manzara, genel kurumsal ve siyasal çürümenin aynı zamanda bir izdüşümüdür" diye konuştu.

Süreç Nasıl İlerleyecek?

"20 MİLYAR DOLAR GİTTİ, HALA YARGININ RADARINA TAKILAN KİMSE YOK"

Bakırhan, iktidarın fon krizinde sorumluluğu yokmuş gibi davrandığını savunarak şu soruları yöneltti:

"Bundan önceki son bir ayda, birkaç ayda fonlardan yüklü miktarda para çekenler kimlerdir? Fon vurgununda milyarları, yani eski parayla trilyonları vuran Fatma Betül Sayan Kaya'nın mal varlığı donduruldu mu? Sabahın ilk ışıklarında insanların mahremiyetini kameralara alıp servis edenler, zahmet buyurup Fatma Betül Sayan Kaya'yı ifadeye çağırdı mı? Espri yapan gençleri bile gözaltına alan yargı düzeni, bu şahıs ve bu vurgunu yapan AKP'lileri neden halen gözaltına almıyor? Gözaltı listesi AK Parti'deki görev tanımlarına göre mi değişiyor? Nasıl oluyor da asıl sorumluların adı bir türlü hukuk radarına takılmıyor?"

Fon krizinde yargı sürecine ilişkin eleştirilerini sürdüren Bakırhan, "Ankara'dan Kars'a gittiğinizde bir kilometre daha fazla hız yaptığınızda radara takılıyorsunuz ama 20 milyar doları gitti bu ülkenin, hala yargının radarına takılan kimse yok. Bu da çok düşündürücü. Bazı AKP yöneticilerinin yakınlarının mal varlığına tedbir konuldu ama birkaç saat sonra kaldırıldı. Soruyoruz, niye koydunuz, niye mal varlığına koyduğunuz tedbiri 2-3 saat sonra kaldırdınız? Bu vurguna rağmen SPK Başkanı nasıl hala görevinde? Bu nasıl bir utanmazlıktır, bu nasıl bir aymazlıktır? 20 milyon- milyar dolar gitmiş, 500 bine yakın insan mağdur olmuş, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı hala görevinin başındadır. Böyle aymazlık, böyle utanmazlık olmaz. Bunu Türkiye toplumu, bunu hiçbirimiz kabul etmiyoruz" diye tepki gösterdi.

"450-550 BİN YURTTAŞIN KAYBI NASIL KARŞILANACAK?"

Bakırhan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimkşek'inr 2025 yılının Kasım ayında "Borsada haksız kazanç elde edenler var" dediğini belirterek, "Bir yıl önce bunu söylediniz Sayın Bakan, madem vurgun vardı niye bugüne kadar müdahale etmediniz? Niye bu vurgunun önüne geçmediniz? Niye gereğini yapmadınız? 450 bin-550 bin yurttaşın kaybı nasıl karşılanacak? Bugüne kadar duydunuz mu? Hep hamaset... Mağdurların zararını kim ödeyecek, nasıl ödeyecek sorusunu grubumuzdan soruyoruz" diye konuştu.

Fon krizinin bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılmasını istediklerini belirten Bakırhan, Meclis'te araştırma komisyonu kurulması çağrısı yaparak "Bu vurgunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkmasını istiyoruz. Bunun için de Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulması talebimize acaba iktidar 'evet' diyecek mi, onu da bekleyip göreceğiz ve soruyoruz; bu rant, fon ittifakının gerçek sahipleri kimlerdir? Bu talanın arkasındaki kişiler kimlerdir, bir an önce açığa çıkarılmalıdır" dedi.

"ARTIK SÖZLER YERİNE SOMUT ADIM BEKLİYORUZ"

Çerçeve yasanın 467 oyla TBMM'de geçtiğini, yasa kapsamında bir koordinasyon kurulu oluşturulduğunu ve bu kurul bünyesinde dört alt komisyon kurulduğunu söyleyen Bakırhan, "Artık bu kurulan komisyonların çalışmalarını ve sonuçlarını görmek istiyoruz. Kürtçede bir söz var; 'Gavek ji hezar gotinan çetir e' diyorlar. Yani 'bir somut adım, bin sözden iyidir' diyorlar. Biz de artık sözler yerine somut adım beklediğimizi belirtmek istiyoruz" dedi.

Bakırhan, silahsızlanma ve stratejik koordinasyon kurulunun etkin çalışmasının sürecin başarıyla tamamlanması açısından tarihi önemde olduğunu ifade ederek "Bu kurul bir an evvel Sayın Öcalan'ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Kurulun bu tarihi sorumluluğu yerine getirebilmesi için iktidarın ve devletin cesur, ciddi adımlar atmasının zamanı artık gelmiştir. Bir kefeye fesih konulduysa öbür kefeye hukuk, hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir terazi doğru çalışmaz, doğru tartmaz. Eğer bir sorumluluk isteniyorsa o sorumluluğun yerine getirilebileceği koşullar da oluşturulmalıdır. Barışın matematiği budur. Bir sorumluluk isteniyorsa onun koşulları yaratılmalıdır" ifadelerini kullandı.

"SAYIN ÖCALAN'IN ÖZGÜR ÇALIŞMA VE İLETİŞİM KOŞULLARI SAĞLANMALI"

Bakırhan, barış sürecinin ilerlemesinin "gerçek bir kardeşlik sözleşmesi"nin önünü açacağını belirterek şöyle devam etti:

"Mesela Sayın Öcalan'dan böylesine ağır bir sorumluluk üstlenmesini bekliyorsunuz, o sorumluluğu yerine getirebileceği imkanları ve hukuku oluşturmak gerekmiyor mu? Ondan dolayı diyoruz ki Sayın Öcalan'ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı; ilgili taraflarla kendi temas kurabilmesinin önü açılmalıdır."

Bakırhan, Meclis'in önünde ertelenemeyecek bir görev bulunduğunu belirterek, "Çerçeve yasanın öngördüğü izleme komisyonu en kısa zamanda kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Meclis uygulamayı izlemeli, aksayan noktaları gündemine almalı, taraflarla görüşmeli, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için harekete geçmelidir" dedi.

"MUHALİF OLANIN 10 YIL ÖNCESİNE GİDİP VURGUN YAPANIN BİR GÜN ÖNCESİNE GİTMEMEK HAKSIZLIKTIR"

Bakırhan, T24 ve Mezopotamya Ajansı'nın Kürtçe sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine de tepki gösterdi. T24'ün 17 yıldır faaliyet gösterdiğini belirten Bakırhan, "T24'e erişim engeli getirildiği zaman ne yapmışlar biliyor musunuz? T24'ün 10 yıl içerisinde yapmış olduğu bütün haberleri takip etmişler. ya T24'e 10 yıl, T24'ün 10 yıl öncesi haberlerini bu kadar titizlikle takip edeceğinize keşke vurgun yapan Borsa'yı, bu fonlarda vurgun yapan insanların hesaplarını bir ay kontrol edebilseydiniz. Muhalif olanın 10 yıl öncesine gidip ama vurgun yapanın bir gün öncesine gitmemek emin olun bu ülkeye gerçekleştirilmesi planlanıyor en büyük kötülük ve haksızlıktır. Zannediyorlar ki insanlar bunları görmüyor" diye konuştu.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği'nin eylül ayındaki raporuna göre internet ve dijital medyada 4 bine yakın içeriğe erişim engeli getirildiğini belirten Bakırhan, gazetecilere yönelik uygulamalara da tepki gösterdi.

Bakırhan, "Bize, Eş Başkan Tülay Başkanımla bize bugüne kadar on binlerce hakaret, on binlerce tehdit, evlerimizin adresi, çocuklarımızın ismi, hangi okulda okudukları, hangi dersten kaç puan aldıklarını yazarak ailemizi tehdit edenlere bugüne kadar bir soruşturma açtıramadık. Ama düşüncesini ifade edene soruşturma açılıyor. Bu böyle olmaz, bu böyle gitmez, bu böyle doğru değil. Toplum bunu görüyor, bunu yemiyor. Biraz vicdanlı, biraz hakkaniyetli olmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Eylül ayında 16 gazetecinin gözaltına alındığını, 9 gazetecinin tutuklandığını belirten Bakırhan, "Fonda vurgun yapanlar soruşturmaya dahi çağrılmıyor; haber yaptığı için gazeteci tutuklanıyor. İşin daha trajik yanı nedir biliyor musunuz? Türkiye'deki bu erişim engellerini haberleştiren Engelli Web'in sosyal medya hesabı da engellendi" dedi.

Mersin'de üç belediyeye yönelik operasyon ile geçen cuma günü Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik operasyonu da gündemine aldı.

Bakırhan, "Aynı günlerde Mersin'de üç belediyeye yönelik operasyonda Belediye Başkanı Vahap Seçer ile birlikte 59 kişi gözaltına alındı; sanırım bugün tutuklandılar. Geçen cuma da Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik operasyonda 28 kişi gözaltına alındı. Her gün bir belediye operasyonu yapılıyor" diye konuştu.

Bakırhan, iktidarın amacının insanların haber alma hakkını kullanmasını engellemek olduğunu savunarak, "Bunların derdi anlaşıldı. Neymiş dertleri? Bu ülkede insanların haber alma hakkını kullanmamasını istiyorlar. Neymiş dertleri? İnsanlar fonda dolandırılsın ama hakkını kullanmasın istiyorlar. Neymiş dertleri? Kadın katliamları konuşulmasın istiyorlar. Ama vallahi hepsini konuşacağız" dedi.

Bakırhan, "Bu haksızlıkları, bu ahlaksızlıkları bulunduğumuz geniş zeminlerde dile getirmeye devam edeceğiz. Masa vardiyasını, kadın katliamlarını, fon vurgunlarını, irade gasbını unuttuk değil, unutmayacağız ve bunları sürekli gündeme getireceğiz. Hem masada hem sokakta hem grup toplantılarında" diye konuştu.

Kayyum uygulamasına da tepki gösteren Bakırhan, "Bir süreç var. Belediye, belediye eşbaşkanlarının ismini söylüyorsunuz. E bu kayyumlar için Milli Güvenlik Kurulu'nun teyit ve tespit kararını mı bekleyeceğiz? Biraz inandırıcı olmak için, biraz bu sürece desteği artırmak için biraz daha sahici, biraz daha gerçekçi olmak gerekiyor. Çağrımız açık: Basına yönelik sansüre ve yasaklara son verin! Halkın iradesine saygı duyun ya! Mersin halkının iradesine saygı duyun" ifadelerini kullandı.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.