Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • (ANKARA)- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, kamuoyunda tartışılan fon skandalı ve emeklilerin geçim...
- • Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kamuo...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
(ANKARA)- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, kamuoyunda tartışılan fon skandalı ve emeklilerin geçim sıkıntısına ilişkin, "Borsada dönen manipülasyonlara sessiz kalanlar, bu organize işlere göz yumanlar, bu sazan sarmalının üstünü örtmeye çalışanlar bu vebalin doğrudan ortağıdır" dedi. Arıkan, emekli maaşlarının derhal insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarılması çağrısında bulundu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kamuoyunda tartışılan fon skandalına ve emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin vicdan, adalet ve paylaşım krizi yaşadığını belirten Arıkan, "Ülkemiz, bir yanda servetine servet katan mutlu bir azınlığın, diğer yanda en temel insani ihtiyaçlarını karşılayamadığı için canından vazgeçme noktasına gelen milyonların ülkesi haline gelmiş durumda" dedi.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
"GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE İKİ AYRI TÜRKİYE FOTOĞRAFI"
İki ayrı Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıya olduklarını ifade eden Arıkan, şunları söyledi:
"Birinci Türkiye; borsa spekülasyonlarıyla, manipülasyonlarla, hiçbir alın teri dökmeden milyarlarca liralık vurgun vuranların, rantiyecilerin ve hortumcuların Türkiye'sidir. İkinci Türkiye ise ömrünü bu ülkenin kalkınmasına adamış ancak bugün açlık sınırının altında sefalet ücretine mahküm edilen emeklilerimizin Türkiye'sidir."
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
"SADECE EKONOMİK BİR BAŞARISIZLIK DEĞİL; SİYASİ VE AHLAKİ BİR ÇÖKÜŞTÜR"
Geçmişteki ekonomik krizler sırasında gösterilen tepkilere değinen Arıkan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Geçmişte bu ülkede ekonomik krizlere, adaletsizliklere karşı sesini duyurmak isteyen insanımız Başbakanlığın önüne yazar kasa atarak tepkisini gösterirdi. O yazar kasa, bir feryattı. Sisteme yönelik bir itiraz taşıyordu.
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Bugün geldiğimiz noktada ise emeklilerimiz, seslerini duyurabilmek için feryat etmekle kalmıyor; canına, hayatına kastediyor. Başkentin göbeğinde, Anayasa Mahkemesinin önünde yaşamına son verme noktasına gelen insanımızın bu trajedisi, sadece ekonomik bir başarısızlık değil; siyasi ve ahlaki bir çöküştür. Bir ülkede alın teriyle geçen bir ömrün mükafatı feryat ve çaresizlik olamaz, olmamalıdır. Türkiye bu iki ayrı fotoğraf arasındaki çelişkiyi, bu insani ve toplumsal utancı daha fazla taşıyamaz."
Türkiye'de kaynak sorunu değil, vurgun, rant ve bölüşüm sorunu olduğunu savunan Arıkan, ülkenin imkanlarının 85 milyon vatandaşa insanca yaşam sunmaya yeteceğini belirtti. Kaynakların vatandaşların ihtiyaçları yerine borsa vurguncularına ve imtiyazlı bir kesime aktarıldığını öne süren Arıkan, şöyle konuştu:
"Milletimiz pazarda taneyle meyve-sebze almanın hesabını yaparken, emeklimiz kirasını mı, yoksa ilaç parasını mı ödeyeceğini şaşırmışken; borsada dönen manipülasyonlara sessiz kalanlar, bu organize işlere göz yumanlar, bu sazan sarmalının üstünü örtmeye çalışanlar bu vebalin doğrudan ortağıdır."
Süreç Nasıl İlerleyecek?
"EMEKLİ MAAŞLARI DERHAL İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR SEVİYEYE ÇIKARILMALIDIR"
Emeklilerin ve dar gelirlilerin durumunun sosyal yardım değil, hak ve adalet konusu olduğunu belirten Arıkan, iktidara şu çağrılarda bulundu:
"İlk olarak; emekli maaşları derhal insan onuruna yaraşır, açlık ve yoksulluk sınırını gözeten bir seviyeye çıkarılmalıdır.
İkinci olarak; vurgun düzenine son verilmelidir. Finansal piyasalarda, borsada ve kamu ihalelerinde haksız kazanç sağlayan, spekülasyonla milletin cebine göz diken tüm odakların üzerine tavizsiz bir şekilde gidilmelidir. Milletin yaşadığı mağduriyet, son kuruşuna varıncaya kadar bu vurgunları yapanlardan ve buna çanak tutanlardan tazmin edilmelidir.
Üçüncü olarak ise; ekonomi politikalarının merkezine rakamlar ve grafikler değil, insanın huzuru, refahı ve can güvenliği konulmalıdır."