Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • (İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasında...
- • Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunmasında, "Bu millet böyle kül yutmaz. Bu yalan torbasını, yalan çuvalını kimseye iddianame diye yutturamazsınız" dedi. Bu dosyanın bir yolsuzluk dosyası olmadığını belirten İmamoğlu, "Sandıkta yenemeyen rakip, ceza dosyasıyla yarıştan alınmak, sandıkta kazanan parti ise kapatma bildirimiyle lideriyle birlikte siyasetin dışına itilmek isteniyor. Konu bundan ibarettir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 99. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor.
Savunmasının ilk gününü dün tamamlayan İmamoğlu, bugün savunma yapmaya devam ediyor. Sanıklardan Hüseyin Gün'ü tanımadığını belirten İmamoğlu, "Tanımıyoruz kardeşim birbirimizi. Rahmetli manevi annem dediği birisi, aldığı randevuyla gelmiş; bizimle beş dakika fotoğraf çekilmiş. ve şu anda ne? Örgüt yöneticisi. Diğer tarafta casusluk suçlamasıyla muhatabız. Niye? Beyefendiyle fotoğraf çektirdik diye" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
"FOTOĞRAF İNSANI CASUS YAPSAYDI BU ÜLKENİN YÖNETİMİNDE CASUS OLMAYAN KALMAZDI"
İddianamede "seçim sonuçlarının ajanlar tarafından belirlendiği" yönündeki ifadeye tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi:
"Bu ülkenin seçilmiş belediye başkanına, cumhurbaşkanı adayına utanmadan, sefil bir biçimde 'casus' diye yazan savcılar var ya. Bunu nasıl akıl edebilmişler, şaşıyorum. Casusluk davasına imza atan kişi de Adalet Bakan Yardımcısı. Şaka gibi, değil mi? Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı. Şöyle bir FETÖ dönemine ve öncesine bakalım. Tekrar söylüyorum: Bu ülkede bir insanın fotoğrafla casus olduğunu ispatlayabiliyorsanız şu anda bu ülkeyi yönetenlerden casus olmayan kalmazdı. Benim fotoğrafım yok."
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
İmamoğlu, Hüseyin Gün'ün devlet adına toplantılar düzenlediğini ve istihbarat başkanıyla bir araya geldiğini belirterek, "Duruşmanın özeti Hüseyin Gün'dür" dedi
"BİNALİ YILDIRIM'A AYLARCA 10 MAKAM ARACI TAHSİS EDİLDİ"
Ekrem İmamoğlu, Ertan Yıldız'ın Bakırköy Belediye Başkanlığı adaylığı için kendisinden ricada bulunduğunu belirterek, aday gösterilmeyen kişilerin kırgınlıklarının iddianamede itiraf gibi sunulduğunu savundu. İmamoğlu, belediye iştiraklerinin ilçe belediye başkan adaylarına maddi destek sağladığı iddiasına ilişkin somut delil bulunmadığını öne sürerek, iddianameyi eleştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Binali Yıldırım'a aylarca 10 makam aracı tahsis edildiğini, bunun milyonlarca liralık kamu zararına yol açtığını öne süren İmamoğlu, şunları kaydetti:
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
"Ekrem İmamoğlu döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi, acaba mensubu bulunduğu partiye bir tek araba tahsis etmiş mi? Ailelere tahsis edilmiş araçlar yıllarca, onlarca araç. Ailelere tahsis edildiği ve kime verildiği belgeli. Kendi malı mülküymüş gibi görmüşler. Ekrem İmamoğlu yapmamış. Yani Sayın Cumhurbaşkanı, belediye başkanı olduğu dönemde kendi kurucusu olduğu vakfa talimhanedeki otoparkı nasıl bedelsiz vermiş, belgesi burada. Ben öyle bir belediye başkanlığı yapmadım. Moda'daki tenis kortlarını, Moda'daki parkları nasıl vermiş, belgesi burada.
"KAMU MALINI PEŞKEŞ ÇEKMEDEN ALNIMIN AKIYLA HİZMET ETTİM"
Ben böyle bir yer vermedim. Benim de üye olduğum dernekler var. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne üyeyim, Atatürkçü Düşünce Derneği'ne üyeyim. Başka dernekler de var. Ama Ekrem İmamoğlu, yakın olduğu veya ilişkili olduğu tek bir derneğe ya da vakfa bedelsiz, hukuksuz, kanunsuz veya kanuna uygun şekilde bir yer vermiş mi? Bir baksınlar ya. Vermedi. Peki, İstanbul'da büfelerin nasıl dağıtıldığını hepimiz biliyoruz. Kimlere? Akrabalara, dostlara, arkadaşlara… Yıktık ama Ekrem İmamoğlu altı, yedi senedir bir tane bile vermedi. Ben böyle belediye başkanlığı yaptım. Kamu malını kimseye peşkeş çekmeden, alnımın akıyla altı yıl bu millete hizmet ettim. Gurur duyuyorum."
Süreç Nasıl İlerleyecek?
"BAKTILAR PARTİYİ KAPATMAYA GİDEMİYORLAR..."
İmamoğlu, iddianamede Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğunu belirterek, "Bu bir kapatma bildirimidir" dedi. İmamoğlu, iddianamenin yalnızca belediye başkanına yönelik suçlamaları içermediğini, CHP'nin kapatılmasına yönelik bir girişimi de barındırdığını belirterek, "Hedef ben değilim; hedef, bu ülkede iktidarın sandıkla değiştirilebileceği fikridir. İşte bu iddianame bunun için yazılmıştır. Sonradan yöntem değiştirmişlerdir. Çünkü karşılarında beklediklerinden daha büyük bir güç, toplumsal bir dinamizm ortaya çıkmıştır. Baktılar ki partiyi kapatmaya doğru gidemiyorlar; daha farklı bir yöntemi, iş birlikçisini bulunca devreye koymuşlardır. Olan budur. ve butlan süreci başlamıştır" diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, iddianameyi imzalayan kişinin bugün Adalet Bakanı olduğunu belirterek, yargı bağımsızlığına ilişkin Anayasa hükmünü hatırlattı. İmamoğlu, dosyada yer alan dokuz siyasi başlığa ilişkin somut delil bulunmadığını savunarak, şunları kaydetti:
"Bana 'Siyasi polemiğe girme' diyen kişi, iddianamesine dokuz siyasi başlık yazan ve bir partinin kapatılması için bildirimde bulunan iddianamenin imzacısıdır. Peki, onun dediğini yapalım. Dosyadaki delillere bakalım. Bu dokuz siyasi başlıkta delil diye ne var? Üç katlı, dört katlı, beş katlı bir dedikodu mekanizması. Bir şablon, bir kurultay görüntüsü, tahmin ediyorum, ofisin üstündeki sokaktan gelen bir baz kaydı, YSK'nin kendi verdiği bir liste, beş dakikalık bir nezaket fotoğrafı, kırgınlık, kızgınlık, bir fotoğraf iddiası, seçim parası diye gösterilen bir alacak feragatı, bir Meclis kararı ve 67 çöp kamyonu! Delillere göre konuşmak bu kadar kısa sürüyor. Bu kadar kısa. Çünkü delil yok. Delil olmayınca 3 bin sayfayı dizersiniz. Benim sınıf arkadaşımı bile tutukladınız. Bu millet böyle kül yutmaz kardeş. Bu yalan torbasını, yalan çuvalını kimseye iddianame diye yutturamazsınız."
"BU DOSYA BİR YOLSUZLUK DOSYASI DEĞİL, ADAYLIK ÜZERİNDEN SUÇ ÜRETME SAFSATASIDIR"
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in katıldığı bir programda kendisinden "suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu" diye söz ettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Bakın, 'Suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu.' İsmimi anmayabilirsin. Vatandaş kararını vermiş yani. Bu, mahkemeyi etkileme ve gözdağı verme çabasıdır. Çünkü kendisi sadece Adalet Bakanı değil, aynı zamanda HSK Başkanı. Cumhurbaşkanı olmak istemek, kurultayda bir adayı desteklemek, parti binası için bağış toplamak, gazetecilerle ilgili konuşmak, seçmene ulaşmak, aday göstermek, seçim kazanmak… Bunlardan hangisi suç ya? Hiçbiri. Bu dosya bir yolsuzluk dosyası değildir; adaylık üzerinden suç üretme safsatasıdır. Sandıkta yenemeyen rakip, ceza dosyasıyla yarıştan alınmak; sandıkta kazanan parti ise kapatma bildirimiyle lideriyle birlikte siyasetin dışına itilmek isteniyor. Konu bundan ibarettir.
İddianamenin en büyük kelimesi 'örgüt', yani 'suç örgütü'. Peki, neden örgüt denildi? İki sebebi var. Birincisi, tutuklamanın en kestirme yolu. Örgüt suçu, kanunda katalog suçlar arasında. Örgüt denildiği anda tutuklamanın kapısı açılıyor. Kumpas davalarının bilinen yöntemi bu: Oraya 'örgüt' yaz, tutukla, garanti. Bu insanlara yazık, günah. Kadına, erkeğe yazık. 19 ay, dile kolay. Böyle bir şey görülmüş mü? Utanç verici bir manzarayla karşı karşıyayız. Vicdanlar sızlıyor. Böyle bir şey olamaz, kimseye yutturamazsınız. İkincisi, birbirinden alakasız insanları tek bir dosyada toplamak. Birbirinden bağımsız 155 iddia nedeniyle ayrı ayrı yargılanması gereken insanlar, 'örgüt' kelimesiyle tek bir ağır ceza davasında bir araya getirildi. Sayın Mahkeme Başkanı, Sayın Heyet, işiniz zor. Üstelik bir de isim vermemiş, 'Asrın Yolsuzluğu' demiş. Manşet için hem yığın hem örgüt lazım. İkisini yan yana koymuş. Bir açıdan bakarsanız işiniz zor, diğer açıdan bakarsanız çok kolay. Tercih sizin."
İmamoğlu'nun savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.