News
•
Sunday, July 12, 2026 6:38 PM
•
~3 min read
•
9 views
His life was the subject of documentaries and TV series! 'The woman in red' lost her life - Last Minute
Sultan Özcan (74), known as the 'woman in red' in Konya and whose life story was the subject of documentaries and TV series, died yesterday evening in the hospital where she was treated. Özcan was sent off on his last journey today.
Listen to Article
AI Reader is ready.
Aksaray'ın Ortaköy ilçesi Cumali köyünde doğan Sultan Özcan, 15 yaşındayken çocukluk aşkı olan öğretmeni ile evlendi. Özcan, bir süre sonra eşinin tayin olmasıyla önce Hakkari'ye ardından da Giresun'a taşındı. Mutlu giden evliliğinde, bir süre sonra kıskançlık nedeniyle yaşanan sorunlarla eşinin şiddetine maruz kalan Sultan Özcan, çocuk sahibi olamadığı için 1995 yılında terk edildi.
ENGELLİ RAPORU ALDI
Memleketi Aksaray'daki annesinin yanına dönen Özcan, psikolojik tedavi gördü. Bir süre sonra annesini kaybeden Özcan, Konya'daki ağabeyinin yanına taşındı. Psikolojik sorunları devam eden Sultan Özcan, 2006 yılında 'Duygu durumu bozukluğu' teşhisiyle, yüzde 80 engelli raporu aldı. Ağabeyinin evinin yanına yaptırılan tek odalı evinde yaşamını sürdüren Özcan, kırmızı kıyafetlerini giyip kırmızı makyajını da yaparak havanın iyi olması halinde sabah evden çıkıp, kent merkezine inip dolaşıyordu.
SAĞLIK SORUNLARI YAŞIYORDU
Son dönemlerde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle haziran ayında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tedavi altına alınan Sultan Özcan, dün akşam saatlerinde doktorların tüm müdahalesine karşın yaşamını yitirdi.
Özcan'ın cenazesi, bugün ikindi vakti kılının namaz sonrası Karatay ilçesindeki Kağnıcılar Mezarlığı'nda toprağa verildi.
KIRMIZI RENGE OLAN SEVGİSİNİ ANLATMIŞTI
Sultan Özcan, 2020 yılında DHA'ya evinde yapılan röportajda kırmızı renge olan sevgisini, şu cümlelerle anlatmıştı:
''Eşim, öğretmenlikten çıktı, önce polis sonra da komiser oldu. Beni o şehirlere götürdü. 25 sene evli kaldık, çocuk olmadı. Çocuk yüzünden geçimsizlik çıktı. Kavga yaptık, dövüş yaptık. Her ay ben babamın evine gelirdim. Yine de beni seviyordu da çocuğum olmadığı için ayrıldık. Nevşehir'de evlenmiş, bir oğlu olmuş. Çocuğumuz olsaydı, hayat çok daha farklı olurdu. Başıma bunlar gelmezdi. Hakkari'de bulunduğumuz zamanlarda kırmızı elbiseli bir kız gördük. O kız da çok güzeldi. Eşim bana 'Kız çok güzelmiş görüyor musun' dedi. Ben de aman ona imrenmesin diye gittim, mağazadan kırmızı elbise aldım. Aynı o kız gibi giyindim. Eşim sırf başkasına bakmasın, hep beni sevsin diye o günden beri kırmızı giyindim."
Last Updated: Wednesday, August 19, 2026 10:08 AM