Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • Türkiye'de 2026-2027 eğitim öğretim yılı itibarıyla okul kantinlerinde yağda kızartılmış yiyeceklerin satışı t...
  • Berlin Charite Hastanesi ve Alman Diyabet Araştırma Merkezi'nde araştırma hekimi ve beslenme uzmanı olarak gör...
  • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

Türkiye'de 2026-2027 eğitim öğretim yılı itibarıyla okul kantinlerinde yağda kızartılmış yiyeceklerin satışı tamamen yasaklandı. İngiltere Eğitim Bakanlığı da bu yıl okul yemekleri için belirlediği yeni kurallarda çocuklara kızartılmış yiyecek sunulmamasını şart koştu.

Berlin Charite Hastanesi ve Alman Diyabet Araştırma Merkezi'nde araştırma hekimi ve beslenme uzmanı olarak görev yapan Stefan Kabisch, bu kararın doğru olduğunu söylüyor.

Kızartma, patates veya et gibi yiyeceklerin içi sıcak yağla dolu bir fritözde ya da tencerede pişirilmesi anlamına geliyor. Bu yöntemle yiyecekler hem hızlı hazırlanıyor hem de lezzetli oluyor.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Kabisch'e göre teorik olarak sağlıklı bir bitkisel yağ da kullanılabilir, ancak uygulamada durum farklı işliyor: “Çok yüksek sıcaklıklarda çalışıldığı için genellikle rafine edilmiş, yani yüksek sıcaklıklara dayanabilecek, duman çıkarmaya başlamayacak ve tadı değişmeyecek kadar yoğun biçimde işlenmiş bir bitkisel yağ kullanılıyor.”

Uzmana göre rafine bitkisel yağlar daha çok doymuş yağ asidi içeriyor: “Doymuş yağlar bir sorun. Çünkü vücudumuzdaki iltihaplanma süreçlerini tetikliyor, insülin direncini artırıyor ve böylece hem obeziteye hem de tip 2 diyabete katkıda bulunuyor.”

Doymuş yağ asitlerinin damar sertliği riskini de artırdığı belirtiliyor. Damarların tıkanmasına yol açabilen bu etki kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Kızartılmış yiyeceklerdeki yüksek tuz oranı da tansiyonu yükselterek aynı riski destekliyor.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Patates gibi nişasta içeren yiyecekler kızartılırken potansiyel olarak kanserojen kabul edilen bir madde de oluşabiliyor. Cips ve patates kızartması gibi yiyeceklerde bu madde yüksek miktarda bulunabiliyor.

Araştırmacılar depresyon ile kızartılmış yiyecek tüketimi arasında istatistiksel bir bağlantı tespit etti. Ancak Kabisch bu konuda temkinli; böyle bir bağlantının bulunması tek başına neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmiyor.

İlişkinin ters yönde işliyor olabileceği de belirtiliyor: Depresyon yaşayan kişiler, hazırlanması daha fazla emek gerektiren sağlıklı bir yemek yapmak yerine hızlı ve kızartılmış yiyeceklere yönelmeye daha yatkın olabiliyor. Öte yandan bağırsak sağlığı beslenme biçiminden etkileniyor, bağırsaklar da ruh sağlığı üzerinde rol oynuyor. Bu nedenle uzman, iki olgu arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunabileceğini tamamen dışlamıyor.

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

Kızartılmış yiyeceklerden vazgeçenlerin beslenmesinde sağlıklı alternatiflere daha fazla yer açıldığı, belirleyici olanın ise tüketilen miktar olduğu ifade ediliyor.

Kabisch'e göre temel kural “mümkün olduğunca az” olmalı: “Kızartılmış yiyecek tüketiminin kesinlikle sıfır olması gerektiğini söyleyemeyiz. Ancak bunların mümkün olduğunca azaltılması gerekir. Bu nedenle okul yemeklerine böyle bir müdahaleyi tamamen haklı ve doğru buluyorum.”

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.