Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • (ANKARA) – Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell...
  • BM UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen Endüstriyel Dönüşüm Hızlan...
  • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(ANKARA) – Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell, ülkeleri, iş dünyası liderlerini, yatırımcıları ve diğer aktörleri, Türkiye'nin ev sahipliğindeki COP31 Zirvesi kapsamında Antalya'ya çağırdı. Stiell, yapay zeka ve teknoloji devlerinin iklim mücadelesindeki rolüne de işaret ederek, "Enerjiyi adeta sömüren yapay zeka, kömür, petrol ve gaz kaynaklı, gezegeni ısıtan kirliliği artırırken haneler ve işletmeler için enerji maliyetlerini de yükseltiyor. Teknoloji devlerinin, yapay zekanın artan maliyetlerinin sağladığı faydalardan neden daha ağır basmadığını göstermeye başlaması gerekiyor" dedi.

BM UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen Endüstriyel Dönüşüm Hızlandırıcısı (ITA) Sanayi Hızlandırma Zirvesi'nin açılışında konuştu.

Küresel sıcaklık artışına ilişkin mevcut durumu değerlendiren Stiell, bu yüzyılda küresel sıcaklık artışını, 1,5 santigrat dereceyle sınırlamanın bilim tarafından ortaya konulduğunu, ülkeler tarafından kabul edildiğini ve her insanı ve ekonomiyi korumak açısından hayati önem taşıdığını söyledi. Stiell, "Ancak bu sınırın aşılması artık en azından geçici bir süre için kaçınılmaz. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) yakın tarihli bir raporu da bunu yeniden doğruluyor" diye konuştu.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Sıcaklık artış sınırının aşılmasına, dayanıklılık inşa ederek ve sera gazı kirliliğini daha hızlı azaltarak karşılık verilmesi gerektiğini belirten Stiell, sıcaklık artışını mümkün olan en kısa sürede yeniden 1,5 derecenin altına çekmek için uygulamaya keskin biçimde odaklanan uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

"KÜRESEL SICAKLIK ARTIŞI DÜŞÜRÜLDÜ ANCAK FELAKETTEN KAÇINMAK İÇİN YETERLİ DEĞİL"

BM UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, BM öncülüğündeki işbirliği ve ulusal çabalar sayesinde, küresel sıcaklık artışına ilişkin öngörülen seviyenin 4 santigrat derecenin çok üzerindeyken 2,6 santigrat dereceye düşürüldüğünü, bunun inkar edilemez bir ilerleme olduğunu ancak felaketten kaçınmak için yeterli olmadığını söyledi.

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Paris Anlaşması ve COP toplantılarının, enerji devriminin önünü açmaya yardımcı olduğunu dile getiren Stiell, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerine atıfta bulunarak, yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın geçen yıl 693 gigawatt ile rekor seviyeye ulaştığını bildirdi. Bu artışın ABD'nin tamamındaki kurulu elektrik kapasitesinin yarısından fazlasına denk geldiğini kaydeden Stiell, şöyle konuştu:

"Küresel yenilenebilir enerji sayesinde insanlık, fosil yakıt maliyetlerinde yaklaşık yarım trilyon ABD doları tutarında bir harcamadan kaçındı. Neredeyse yarım trilyon dolar – bu devasa bir karbonsuzlaşma getirisi. Bu rakam, dünyadaki ülkelerin dörtte üçünden fazlasının ulusal gayrisafi yurt içi hasılasından daha büyük. Temiz enerji de olağanüstü miktarda yatırım çekiyor: yalnızca geçen yıl 2 trilyon ABD dolarından fazla yatırım başarıyla tamamlandı. Bu yatırımlar dünyanın dört bir yanında istihdam ve büyüme yaratıyor."

"DAHA FAZLA KAYNAK HAREKETE GEÇİRİLMELİ"

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

İlerlemeye işaret etmenin rehavete kapılmak anlamına gelmediğini, bunun dezenformasyonla mücadele etmek açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Stiell, taahhütlerle sahadaki eylemler arasındaki açığı kapatmak için daha fazla kaynağın harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Stiell, "Bu, Türkiye'deki COP31'in ve gelecek yıl Etiyopya'da düzenlenecek COP32'nin temel odak noktalarından biri olacak. 2028'de gerçekleştirilecek ikinci Küresel Durum Değerlendirmesi'ne kadar, ilk değerlendirmede verilen taahhütlere ilişkin kayda değer ilerleme göstermeliyiz" uyarısında bulundu.

BM İklim Değişikliği olarak uluslararası sürecin daha fazla sonuç üretmesine yardımcı olacak yollar aradıklarını belirten Stiell, ülkelerin her sektördeki dönüşümü hızlandırmak amacıyla hükümetler ve özel sektör arasında koordinasyonu sağlayacak bir temsilci atamalarını değerlendirdiklerini söyledi. Sekreter Simon Stiell, ayrıca COP'larda müzakerelerin kapanış genel kurullarının yanı sıra bir "Eylem Gündemi" kapanış genel kurulu düzenlenmesi gibi operasyonel fırsatları araştırdıklarını kaydetti.

Süreç Nasıl İlerleyecek?

BM UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, müzakerelerin, sürecin merkezinde yer almaya devam edeceğini, yaklaşık 200 ülkenin her kelime üzerinde anlaşmasını sağlamanın zor ama önemli olduğunu belirten Stiell, COP31 müzakerelerinin, kurumların güçlendirilmesi, teknolojilerin hızlı transferi, kaliteli finansmana erişim ve adil geçiş süreçlerine yardımcı olarak uygulamayı hızlandırabileceğini belirtti.

Türkiye'nin ev sahipliğine ilişkin hedeflere değinen Stiell, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin COP31 Başkanlığı, Avustralya ile yakın iş birliği içinde, net Eylem Gündemi hedefleri belirledi. Bunlar arasında elektriğin, 2035 yılına kadar küresel enerji kullanımının yüzde 35'ine ulaşması hedefi de bulunuyor. Ülkeleri, iş dünyası liderlerini, yatırımcıları ve diğer aktörleri, Başkanlığın çağrısına karşılık vermeye davet ediyorum, uygulamanın daha hızlı ve daha geniş ölçekte ilerlemesini sağlayacak çözümlerle Antalya'ya gelmeye çağırıyorum. Buna, gelişmekte olan ülkelerde projelerin hayata geçirilmesini sağlayacak somut sonuçlar elde edilmesi de dahil. BM karbon piyasası artık faaliyette ve potansiyel yeni yatırım kanalları sunuyor. Bu yılki odağımız, mevcut finansman taahhütlerini yerine getirmek, finansmanın niteliğini ve erişimini artırmak, Kamu ve özel finansmandan iklim fonlarına, Çok Taraflı Kalkınma Bankalarına ve diğer kaynaklara kadar sistemin her bölümünü harekete geçirmek, bunlar birlikte, sermayenin akışını sağlayabilir, Bakü'den Belem'e Yol Haritası'nda öngörülen 1,3 trilyon ABD doları hedefini gerçeğe bir adım daha yaklaştırabilir."

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Aşım Raporu'na atıfta bulunan Stiell, sıcaklık artışını yeniden 1,5 dereceye çekmek için fosil yakıt kaynaklı kirlilikte çok daha büyük kesintiler yapılması ve karbondioksit giderimine (CDR) ihtiyaç duyulduğunu belirtti. CDR uygulamasının, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yerine geçemeyeceğini, onunla birlikte uygulanması gerektiğini vurgulayan Stiell, dünya genelinde CDR'den söz edilmesinin kirleticilere bir çıkış yolu sunacağı yönünde endişeler bulunduğunu ancak bu yöntemin basitçe görmezden gelinemeyeceğini ifade etti.

Yapay zeka ve teknoloji devlerinin iklim mücadelesindeki rolüne dikkati çeken Stiell, yapay zekanın erken uyarı sistemleri ve elektrik şebeke verimliliği gibi konularda çözümler üretebileceğini ancak sektörün ciddi riskler de barındırdığını söyledi. Dünyada iki hızlı bir küresel dönüşüm görüldüğünü ifade eden Stiell, yapay zekanın bu bölünmeyi körüklemek yerine kapatmaya yardımcı olması gerektiğini dile getirdi.

Stiell, sektörün enerji tüketimini eleştirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Enerjiyi adeta sömüren yapay zeka, kömür, petrol ve gaz kaynaklı, gezegeni ısıtan kirliliği artırırken haneler ve işletmeler için enerji maliyetlerini de yükseltiyor. Bütün bunların yanı sıra dezenformasyonu, toplumsal bölünmeyi ve servet eşitsizliklerini daha da körüklüyor. Yapay zeka liderleri artık faaliyet gösterme ruhsatı konusunda ince buz üzerinde yürüyor, kamuoyu desteği söz konusu olduğunda ise derin sulara gömülüyor. Bu ülkede, Empire State'ten Lone Star State'e kadar veri merkezleri askıya alınıyor. Dünyanın başka birçok bölgesinde de benzer bir tablo var. Teknoloji devlerinin, yapay zekanın artan maliyetlerinin sağladığı faydalardan neden daha ağır basmadığını göstermeye başlaması gerekiyor. Bunu, henüz yapmadılarsa güvenilir iklim hedefleri belirleyip hayata geçirerek; verimliliğe yatırım yaparak ve mevcut kazanımların üzerine koyarak, enerji ve su kullanımları konusunda şeffaf davranarak ve BM Genel Sekreteri'nin de ifade ettiği üzere veri merkezlerini yenilenebilir enerjiyle çalıştırarak yapabilirler."

"İKLİM KRİZİ TÜM ÜLKELER İÇİN ULUSAL ACİL DURUM HALİNE GELDİ"

İklim krizinin tüm ülkeler için ulusal bir ekonomik ve güvenlik acil durumu haline geldiğini dile getiren Stiell, krizin gıda fiyatlarını, enflasyonu ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü artırdığını kaydetti.

Fosil yakıt bağımlılığının ekonomik maliyetlerine değinen Stiell, "Orta Doğu çatışmasının başlamasından bu yana fosil yakıtlara bağımlılığın, yalnızca daha yüksek benzin ve motorin fiyatları nedeniyle ABD'li tüketicilere 100 milyar ABD dolarından fazla ek maliyet yüklediği tahmin ediliyor" bilgisini paylaştı.

BM UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, temiz enerjiye geçişe direnç gösteren ülkelerin yeni inovasyonları ve istihdamı rakip ekonomilere kaptırdığını belirterek, yenilenebilir enerjinin neredeyse her yerde daha ucuz hale geldiğini ve geçen yıl dünyanın en büyük elektrik kaynağı olma konusunda kömürü geride bıraktığını ifade etti.

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.