Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • (ANKARA) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üzerinden mevcut ulusl...
- • Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na ilişkin sosyal medya hesabında...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
(ANKARA) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üzerinden mevcut uluslararası sistemi eleştirerek, "Bugünkü uluslararası düzende hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakimdir" dedi. Arıkan, BM'nin "güçlülerin ayrıcalıklarını koruyan bir mekanizma değil, mazlumun hakkını zalime karşı koruyabilen bir adalet zemini" olması gerektiğini ifade etti.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Arıkan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda sergilenen sahneye karşı açık yüreklilikle haykıralım: Bugünkü uluslararası düzende hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakimdir. Bu düzen; Gazzeli bebeklerin katledildiği, Minaplı kız çocukların üzerine bombaların yağdığı, milyonlarca insanın yerinden edildiği bir dünyada, bütün bunların siyasi sorumluluğunu taşıyanların Birleşmiş Milletler kürsüsünden 'hukuk', 'barış' ve 'medeniyet' nutukları atabildiği bir düzendir. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılması engellenirken, tescilli soykırım suçlusu, katil Netanyahu'nun BM kürsüsünden dünyaya seslenebilmesi bu düzenin adalet anlayışındaki çifte standardın en açık göstergelerinden biridir.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Mesele bütün devletleri aynı kefeye koymak değildir. Mesele; başta ABD ve İsrail olmak üzere, uluslararası hukuku kendi çıkarlarına göre eğip bükenlerin, Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayanların karşısında insanlığın ortak iradesinin neden sonuç üretemediğidir. Dünya beşten büyüktür; ama mesele yalnızca beşten büyük olmak da değildir. Mesele, dünyayı beş ülkenin insafına bırakmayacak adil bir düzen kurabilmektir. Birleşmiş Milletler güçlülerin ayrıcalıklarını koruyan bir mekanizma değil, mazlumun hakkını zalime karşı koruyabilen bir adalet zemini olmak zorundadır. Aynı salonlarda aynı konuşmaları yaparak, aynı kınama cümlelerini tekrarlayarak zulmü durduramıyoruz. Bu düzen çürümüştür. Bu düzen iflas etmiştir. Bu düzen değişmelidir. Bizim mücadelemiz; gücün haklı olduğu bir dünyanın yerine, hakkın güçlü olduğu Adil ve Yeni Bir Dünya kurma mücadelesidir."