Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • (TBMM) - Dem Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "fon krizine" ilişkin gelişmeleri değerlendirirken, "Biri...
  • • TBMM Genel Kurulu, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ'ın sağlık sorunları dolayısıyla başkanvekilliğ...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

(TBMM) - Dem Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "fon krizine" ilişkin gelişmeleri değerlendirirken, "Birisi diyor ki: 'Adalet ve Kalkınma Partisi kimsesizlerin kimsesidir.' Bizim bildiğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi olsa olsa sermayenin kimsesidir. Onun dışında kimseye sahip çıkmışlığını biz bugüne kadar görmedik" dedi.

TBMM Genel Kurulu, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ'ın sağlık sorunları dolayısıyla başkanvekilliği görevinden istifa etmesinin ardından AK Parti Grubu tarafından başkanvekili seçilen Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Genel Kurul'daki ilk oturumunu yöneten Başkanvekili Beyazıt, oturumun açılışında 28'inci Dönem Beşinci Yasama Yılı'nın ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.

Sağlık sorunları nedeniyle görevini devraldığı Bekir Bozdağ'a geçmiş olsun dileklerini ileten Beyazıt, Bozdağ'ın başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ülkeye yaptığı hizmetler için teşekkür etti. Genel Kurul'un gündemine geçilmeden önce grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kamuoyunda "fon krizi" olarak bilinen gelişmelerde, konunun "fon meselesi, fon krizi ya da foncuk" diyerek normalleştirmeye çalışanların esas niyetinin olayı görmezden gelmeye çalışmak olduğunu vurgulayarak, durumun örgütlü bir soygun ve vurgun olduğunun kabul edilerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kaya, "25 milyar dolarlık bir vurgundan bahsediyoruz. Bunun sonuçlarının, etkilerinin ne kadar olacağı belli değil. Bu soygun meydana gelirken devletin düzenleyici ve denetleyici kurumları vardı. Bunların bir kısmı düzenleyici, bir kısmı da denetleyiciydi ama maalesef bu düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız iş başındayken bu soygunlar oldu" dedi.

Sistemin yolsuzluk ürettiğini ve vurgun yapanlara açık veren noktaları bulunduğunu belirten Kaya, kasıt ile ihmal arasında sonuç açısından fark olmadığını kaydetti. Kaya, şöyle devam etti:

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

"Bu siyasal sistemin bir ahlaksızlığa, bir vurguna, yolsuzluk yapanlara maalesef açık verdiği noktalar olduğunu görmeden bu meseleyi yeterince sağlıklı bir şekilde değerlendiremeyiz. Dediğim gibi, kasıt ve ihmal arasında sonuç olarak bir fark yoktur, sadece niyet farkı vardır. Olan milletin 25 milyar dolarına olmuştur. İster kasıtlı olarak o mala el uzatın ister milletin 25 milyar dolarına bekçilik etme görevi olanlar görevlerini ihmal ettiği için o 25 milyar dolar çalınmış olsun, sonuç olarak, millet zarar görmüştür. TBMM'nin ana görevlerinden bir tanesi de kural koymaktır.  Meclis bu konulan kurallara göre icraat yapan hükümetlerin, iktidarların ve bürokrasinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konulan kurallara uygun hareket edip etmediklerine dair denetleme yetkisine sahiptir. Meclis, denetleme vazifesini mutlaka yerine getirmelidir, bu da ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak bir komisyonla söz konusu olabilir."

ÇÖMEZ'DEN ŞİMŞEK'E: "BU MANİPÜLASLONLARIN SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYOR MUYDUN?"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üç yıl önce borsa hakkında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, Erdoğan'ın yabancıların borsa üzerinden yaptığı manipülasyonların önüne geçildiği ve borsanın sağlamlaştırıldığı yönündeki sözlerine dikkati çekti. Üç yılın ardından borsada büyük bir çöküş, fon piyasasında soygun ve vurgunun yaşandığını savunan Çömez, şu ifadeleri kullandı:

Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri

"O dönemde Sayın Şimşek'in yaptığı açıklama var, çok net, bundan on bir ay önce diyor ki: 'Borsada manipülasyon var, borsada düzenlemelerin ve regülasyonların yapılması lazım.' E, Sayın Şimşek, elinden tutan mı vardı? Bu manipülasyonların suç olduğunu bilmiyor muydun? Niye mani olmadın? Sen bu lafı ettikten sonra 500 küsur milyar lira para yatırıldı o 131 fona, neredeydin Allah aşkına? Açıkça buradan Gazi Meclis'in çatısı altından sesleniyorum kendisine: Beceremiyorsan çek git, bilemiyorsan çek git, yapamıyorsan çek git, birileri bileğinden tuttuysa, birileri sana mani olduysa kalk, onları ifşa et ve yine çek git. Sen bu vaziyette, bu ülkenin ne ekonomisini yönetirsin ne de bu ülkeyi ayağa kaldırabilirsin."

SARI: "ADALET BAKANLIĞI VE HSK'YI AÇIKLAMA VE İNCELEME YAPMAK ÜZERE GÖREVE DAVET EDİYORUM"

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı, Ankara 2 no.lu Baro Başkanı'nın açıklamalarına dikkati çekerek, iki yılda baro üyesi 70 avukat ve savcıya kontenjandan referans olunduğu ve bakanlıkların kendilerine ayrıcalık tanıdığı yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Durumun devlet bilinci ve sorumluluğuyla bağdaşmadığını ifade eden Sarı, bu durumun iktidarın yarattığı yozlaşmanın en açık göstergesi olduğunu söyledi. Sarı, şunları kaydetti:

Süreç Nasıl İlerleyecek?

"Bu mudur sorumluluk? Bu mudur AKP iktidarının devlete olan saygısı ve sorumluluğu? Bu iktidarın yapmış olduğu yozlaşmanın en gün yüzüne çıkmış halidir. Artık kendileri itiraf etmekten bile çekinmiyorlar, o kadar doğal ve olağan bir süreç olarak görüyorlar ki bu konuda ne yazık ki bir açıklama hala gelmedi. Şayet bunlar gerçekten bahsedildiği gibiyse bu 70 kişi yazılı sınavlarda kaç puan aldılar? Mülakatlarda hangi sıralamalarla girdiler, hangi ölçütlerle başarılı sayıldılar? Aynı sınavlarda daha yüksek puan almasına rağmen elenen adaylar var mı?

Adalet Bakanlığı ve HSK'yi bu konuda açıklama yapmak ve inceleme yapmak üzere göreve davet ediyorum. Ankara 2 no.lu, İstanbul 2 no.lu için verilen bir kontenjan var mı? Kamuoyu bunlarla ilgili cevaplar bekliyor sizden. Sonra da bağımsız yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz ediyorsunuz. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır? Deprem felaketini yaşamış bir gencimiz hakimlik sınavında 93 puan aldı, Türkiye 2'ncisi oldu, üç dakikalık mülakatla elendi, vicdani midir, insani midir, hukuki midir bu?"

TEMELLİ: "VURGUNLARLA, TALANLARLA ÖZDEŞLEŞMİŞ BİR SİYASET ANLAYIŞI VAR KARŞIMIZDA"

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "fon meselesi" üzerinden daha çok konuşulacağını belirterek, büyük bir vurgun ve soygundan bahsedildiğini, konunun üstünün örtülemeyeceğini ve geçiştirilemeyeceğini söyledi. Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öyle çuvala sığdırılacak, üstü örtülecek, geçiştirilecek bir şey olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu kadar kurum var, bu kadar kuruma rağmen böyle bir kriz ortaya çıkmışsa, böyle bir talan ortaya çıkmışsa gerçekten vahim bir durumla da karşı karşıyayız demektir. O yüzden, bu araştırma önergeleri ciddiye alınmalıdır, birçok parti bu konuda veriyor, ortaklaşılmalıdır, iktidar da bu meseleye sıcak bakmalıdır ki ne yapılması gerektiği konusunda, evet, gerçekten sağlıklı bir adım atılabilsin fakat böyle bir niyeti iktidarda görmüyoruz.

Neden görmüyoruz? Çünkü neredeyse -bu ilk değil, biliyorsunuz, bu fon vurgunu, son da olmayacak- böyle vurgunlarla, talanlarla özdeşleşmiş bir siyaset anlayışı var karşımızda, eğer olmasaydı bugüne kadar buna önlem alınırdı. Bu kadar kurum kurup da böyle bir kriz karşınıza çıkıyorsa o zaman dönüp kendinize bakmak zorundasınız. Öyle bir büyük vurgundan bahsediyoruz ki, bu rakamlara dönüp baktığımızda bu meseleyle ilgili aslında bir ciddiyetsizlik de karşımıza çıkıyor. Şimdi, adamın birisi kalkmış diyor ki: 'Adalet ve Kalkınma Partisi kimsesizlerin kimsesidir.' Bizim bildiğimiz Adalet ve Kalkınma Partisi olsa olsa sermayenin kimsesidir. Onun dışında kimseye sahip çıkmışlığını biz bugüne kadar görmedik"

EMİR: "BİZ BU LİSTELERİ MİLLET ADINA SORUYORUZ VE BİR AN EVVEL AÇIKLANMASINI BEKLİYORUZ"

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye'nin en önemli sorununun "fon vurgunu" olduğunu belirterek, aradan geçen 25 günde SPK, Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK, Borsa İstanbul ve saray kanadından kimsenin görevden alınmadığını ve etkili bir soruşturma yürütülmediğini söyledi. Emir, şöyle konuştu:

"Hala tehditlerle, kaçamaklarla, erişim engelleriyle, korkutmayla, susturmayla, sindirme çabalarıyla, gazetecileri hapse atma, ev hapsine koyma çabalarıyla bu meselenin üstünün örtülebileceğini zannediyorlar. 20 milyarın üzerinde bir vurgun var, ekonomiye toplam maliyeti 100 milyar doların üzerinde ve yirmi beş gündür gerçekte hiçbir şey yapmamış bir siyasi iktidar var çünkü siyasi iktidar Cumhurbaşkanıyla, etrafıyla, siyasi kadrolarıyla, bürokratik kadrolarıyla ve bu vurgunu vuran o hırsızlarla bu olayın tam ortasındadır, iş birliği içerisindedir. Biz biliyoruz, sarayda kimi siyasi kadrolar arasında çekişmeler var, tekmeleşmeler var, kimi bilgiler sızdırılıyor, kimileri hakkında operasyon yapılmaya çalışılıyor ama sonunda etkili bir işlem hala yapılmadı. O işlem yapılan 217 şüpheli kimdir? Adalet Bakanlığının '187 milyar liralık işlem yapmışlar, haksız kazanç elde etmişler' dediği o 214 kişi kimdir? Bunları niye saklıyorsunuz? Şeffaf olmadan, size yakın diye korumaya çalışarak böylesine üstünü örtme gayret ederseniz elbette ki kimse sizin gerçekten bunun üstüne gittiğinize inanmayacaktır."

AKBAŞOĞLU: "MİLLETİMİZİN HAK VE HUKUKUNUN KORUNMASI BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "fon meselesinin" süratle çözülmesi amacıyla yoğun bir gayret içerisinde olduklarını dile getirdi. Devlet Denetleme Kurulu'nun görevlendirilmesinden Fon Koordinasyon Kurulu'nun kurulmasına, Meclis'in bilgilendirilmesinden yasa teklifinin sunulmasına, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın Emlak Katılım'a devrinden ödemelerin başlamasına kadar pek çok  adım atıldığını kaydeden Akbaşoğlu, şöyle konuştu:

"Bizim şu anda birinci önceliğimiz, kamu kaynakları kullanılmadan bu süreci şeffaf, adil, hızlı biçimde yönetmektir. Bir kere daha şunu herkesin bilmesini isterim: Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş gelir elde etmiş, spekülasyon veya manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlamış her kim varsa ister iktidar partisinde ister muhalefet partisinde olsun mutlaka bedelini ödeyecektir. Şunu bir kez daha vurgulamak isterim: Milletimizin hak ve hukukunun korunması bizim kırmızı çizgimizdir. Fahiş gelir elde etmiş, spekülasyon veya manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlanmış her kim varsa bunun bedelini mutlaka ama mutlaka ödeyecektir. Başkaları soygunculara, milletin malına el uzatanlara, harama tevessül edenlere sırf siyasi parti aidiyeti sebebiyle sahip çıkabilir, onlara kol kanat gerebilir, onlar için şehir şehir gezip miting düzenleyebilir. Biz onlara benzemeyiz. Bizim ne siyaset tarzımızda ne de devlet yönetim anlayışımıza asla böyle bir durum olamaz. Hukukun meşru sınırları dışına çıkan kim olursa olsun ister iktidardan ister muhalefetten bunun mutlaka hesabını soracağız ve bunun mutlaka hesabı verilecektir."

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.