Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:

  • • MİLLİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğer biz asli görevimizi yapıyor olsaydık, dünyada bugün insan hakları ihlal...
  • • Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Nevşehir'in Ürgüp ilçesindeki bir otelde düzenlenen Liberal Düşünce Kongresi'...
  • • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.

MİLLİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğer biz asli görevimizi yapıyor olsaydık, dünyada bugün insan hakları ihlalleri, savaşlar, mazlum coğrafyalarda yaşananlar, bunların hiçbirisi olmazdı. Eğer varsa, demek ki eğitim bakanlıkları olarak bir şeyi eksik yapıyoruz. Bunu yapamıyoruz. O yüzden insan haklarını, barışı, demokrasiyi yeniden eğitim sistemlerinin odağına alacak bir dönüşümü hep birlikte yapmak zorundayız" dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Nevşehir'in Ürgüp ilçesindeki bir otelde düzenlenen Liberal Düşünce Kongresi'ne katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, "Bizim bugünkü konumuz eğitimde yapay zeka kullanımı, mesleki teknik eğitim, eğitimde akademik başarı. Her toplantının bir konusu var. Fakat bütün bunları yaparken acaba asli görevimizi ihmal mi ediyoruz? Asli görevimiz insanların dünyada barış içerisinde, huzur içinde yaşayabilecekleri bir mekan inşa etmek. Biz kariyerizme odaklanarak, eğitim bakanlıkları olarak asıl yapmamız gereken şeyi ihmal ediyoruz. Hiç bunu konuşmuyoruz. Eğer biz asli görevimizi yapıyor olsaydık, dünyada bugün insan hakları ihlalleri, savaşlar, mazlum coğrafyalarda yaşananlar, bunların hiçbirisi olmazdı. Eğer varsa, demek ki eğitim bakanlıkları olarak bir şeyi eksik yapıyoruz. Bunu yapamıyoruz. O yüzden insan haklarını, barışı, demokrasiyi yeniden eğitim sistemlerinin odağına alacak bir dönüşümü hep birlikte yapmak zorundayız" diye konuştu.

2001 yılında AK Parti kurulurken milli eğitimle ilgili Türkiye'ye politika önerileri olduğunu aktaran Tekin, "Bu politika önerilerinden bir tanesi, fiziki kapasitenin geliştirilmesi. Yani derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve benzeri konularda uluslararası ortalamaların yakalanması. Bunu her ortamda dile getiriyoruz ama bir kez de hani konuşmanın devamlı açısından ifade etmek istiyorum. 2002 Türkiye'de 350 bin civarında dersliğimiz var. Bunun yarısı yok şu anda. Yıkılmış ya da yeniden yapılmış durumda. 2002 öncesinden kabaca 200 bin derslik var ama şu an bizim derslik sayımız 750 bin. Yani ne kadar büyük bir kapasite artırımı yaptığımızı görmek açısından bu çok önemli. İnsan kaynağı açısından yaklaşık 550 bin öğretmenimiz vardı, o tariflerde. Bugün 1 milyon 200 bin öğretmen var. Bu konularda ciddi adımlar atıldı" ifadelerini kullandı.

Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar

'İKTİDARLA BİRLİKTE KÜRTÇE ÖZEL ÖĞRETİM KURSLARI AÇILDI'

Bakan Tekin, "AK Parti iktidara geldiğinde Ahmet Kaya'nın Kürtçe şarkı söylediği için magazin gazetecileri tarafından linç edildiği bir Türkiye'den, iktidarla birlikte Kürtçe özel öğretim kursları özel dershanelerin açıldığı, şimdi bu ikisi arasındaki zaman farkı açısından baktığımızda, çok basit bir adımmış gibi görünen şey yani 2 yıl önce Kürtçe şarkı söyleyen bir sanatçı magazin gazetecilerinin olduğu bir ortamda linç ediliyor. 2 yıl sonra hükümet OHAL'i kaldırıyor hemen ardından Kürtçe kurslarını başlatıyor. Bu bence o günün koşullarında kronolojik olarak baktığımızda çok devrimci bir adım ki Cumhurbaşkanımızın o tarihlerde kullandığı dil de zaten şu; Türkiye'de demokrasi ve insan haklarının misafir değil, ev sahibi olduğu bir Türkiye'yi hayal ediyoruz. 2005 Diyarbakır konuşmasında kullandığı dil bu ve o tarihten itibaren de atılan bütün adımlar buna matuf bir biçimde yürüdü" dedi.

'DİN ADAMI YETİŞTİRECEK OKULLARIN KAPATILMASI PROBLEM OLDU'

Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum

Türkiye'deki toplumsal barış anlamında eksik bulduğu başlıklara değinen Tekin, "Bizler Sünni Müslümanlar olarak, 28 Şubat'ta çocuklarımızın dini eğitimleriyle ilgili dini eğitim alacaklar işte imam hatip ortaokullarının kapatılması vesaire bir baskıyla karşı karşıya kaldığımızı söyledik. Aynı şekilde 1947 CHP kurultayında tartışılan, 'Köylerde cenaze kaldıracak imam kalmadı'dan hareketle din adamı yetiştirecek okulların kapatılması bizim için hep bir problem oldu. Şimdi Türkiye'deki anayasal çerçevenin bize izin vermediği bir alan var. Türkiye'de sayısı ne kadar olursa olsun, bir Alevi Bektaşi nüfusumuz var. Biraz önce Sünni Müslümanlarla ilgili ifade ettiğim kendi çocuklarına kendi inançlarını sunamama, öğretememe konusu, Alevi vatandaşlarımız için de bir problem. Aynı şekilde dede ve zakir yetiştirecek bir mekanizmaları yok. Dolayısıyla orada bir eksiklik var" diye konuştu.

'DERDİM, TÜRKİYE'DE DEMOKRASİYİ YERİNE GETİRECEK ADIMLAR ATMAKTI'

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla 2024 yılı bahar aylarında ilan ettiğimiz müfredat çalışmalarından AİHM'de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) çok sayıda dava açılmıştı vaktinde. Alevi Bektaşi vatandaşlarımızı rahatsız edecek herhangi bir hususun olmaması için onların katkılarını aldık. Onlar gözden geçirdiler, katkılar verdiler. Bu önemli bir katkıydı. İkincisi de zorunlu eğitim kurumlarında yapamadığımız bir şeyi hayat boyu öğrenme alanları diye tanımladığımız halk eğitim merkezlerimizde bir etkinlikle başlattık. Şu anda 12 tane modül yazdık. Yani modül dediğim her birisi minimum 90 saatlik kurslar. Bunlardan 8 tanesi 13 yaş üstü kişi yetişkinler için, 4 tanesi 13 yaş altı çocuklar için. Alevi Bektaşi kültürünü ve inancını anlatan modüller bu yıl haziran ayı itibarıyla yürürlüğe girdi. Bunu yaparken de meramım, derdim, Türkiye'de demokrasiyi, insan haklarını, vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını giderecek, sorumluluklarımızı yerine getirecek adımlar atmaktı."

Bilgi Notu: The Haberler editör masası tarafından hazırlanan bu içerik, resmi kaynaklar ve doğrulanmış bilgiler ışığında güncellenmektedir. En sıcak gelişmeleri anlık olarak takip etmek için bildirimleri açabilirsiniz.