Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • (ANKARA)- CHP Dış Politika Kurulu, Karadeniz'de Türk bayraklı veya Türk sahipli ticari gemilere yönelik artan...
- • CHP Dış Politika Kurulu, Karadeniz güvenliği, Basra ve Aden körfezlerindeki gelişmeler ile Kıbrıs konusuna ili...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
(ANKARA)- CHP Dış Politika Kurulu, Karadeniz'de Türk bayraklı veya Türk sahipli ticari gemilere yönelik artan saldırılardan kaygı duyulduğunu belirterek, deniz işletmecilerinin ve Türkiye'nin gerekli önlemleri almasının ivedilik taşıdığını bildirdi. Kurul, Kıbrıs konusunda ise "İki devletli çözüm dışında bir seçenek olmadığına dair tereddütlere mahal bırakılmamalıdır" açıklamasını yaptı.
CHP Dış Politika Kurulu, Karadeniz güvenliği, Basra ve Aden körfezlerindeki gelişmeler ile Kıbrıs konusuna ilişkin güncel değerlendirmelerini paylaştı. Açıklamada, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar karşısında Ukrayna nezdindeki diplomatik girişimlere destek verilirken, savaşan tarafların deniz savaşı bölgelerini sınırlandırması ve ilan etmesi gerektiği özellikle kayıtlara geçti.
"TÜRKİYE'NİN BUNU DİPLOMATİK ARAÇLARLA SAĞLAYACAK GÜCÜ VE İRADESİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ"
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Kurulun Karadeniz güvenliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verildi:
"Karadeniz'de savaş dışı tutulması gereken Türk bayraklı ve/veya sahipli ticari gemilere gittikçe artan saldırıları kaygıyla izliyor, BM Genel Kurulu sonrasında bu konuda Ukrayna nezdindeki girişimleri destekliyoruz. Montrö Sözleşmesi uyarınca Karadeniz'de güvenliğin kıyıdaş devletler sorumluluğunda oluştuğu bilinmektedir. Bu noktadan hareketle, süregelen savaşta taraf devletlerin, Karadeniz'de deniz savaşı bölgelerini sınırlamalarını ve bunu ilan etmelerini (Deniz Kısıtlı Saha) bekliyoruz.
Bunun dışındaki deniz alanlarında ticari trafiğe savaşanlarca müdahale edilmemesi ve ticaret gemilerinin bayrak devletleri kontrolünde savaş dışı bölgelerden geçecek şekilde trafik rotalarına yönlendirilmesi, Türkiye'nin bu savaşa çekilmesi (ardından da savaşın NATO ittifakına yayılması) gayretlerini sonuçsuz bırakacak tedbirlerden öncelikli olanlardandır. Türkiye'nin bunu diplomatik araçlarla sağlayacak gücü ve iradesi olduğuna inanıyoruz. Olaylar daha fazla tırmanmadan deniz işletmecilerimizin (rotalama, bayrak devleti koruması, savaş sigorta primleri uygulamaları) ve ülkemizin gerekli önlemleri (ilgili devletler nezdindeki girişimler de dahil) almasının ivedilik taşıdığını değerlendiriyoruz."
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
"SANA-ADEN YÖNETİMLERİ ARASINDA SÜRDÜRÜLEN YAPICI MÜZAKERELERİ DESTEKLEMEKTEYİZ"
Basra ve Aden körfezlerindeki gelişmelere ilişkin ise şu değerlendirme başarıyla tamamlandı:
"Kuzey-Güney Yemen arasındaki farklılıkların bir an önce giderilmesi arzumuzdur. Bu konuda Sana-Aden yönetimleri arasında sürdürülen yapıcı müzakereleri desteklemekteyiz. Konunun tarihsel karmaşıklığı ve küresel ekonomiye yükleri de dikkate alınarak, Suudi Arabistan ve Kuzey Yemen arasındaki çatışmalı gelişmelerin normalleşmesine diplomatik olarak destekte bulunulmalıdır. Mekke Anlaşma Taslağı'nın Aden ve Basra körfezinde çatışan tarafların herhangi birisine karşı düzenlenmediğini duymaktan memnunuz. Bu iradenin devamını destekliyoruz."
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
"KIBRIS'TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM DIŞINDA BİR SEÇENEK OLMADIĞINA DAİR TEREDDÜTLERE MAHAL BIRAKILMAMALIDIR"
Kurul, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin ilgili taraflara tutumunu güçlü biçimde bildirmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda bu hafta dile getirildiği gibi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, bağımsız bir devlet olarak egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeden Güney Kıbrıs'la ortak bir müzakeresi olamayacağı bir kere daha Türkiye tarafından ilgili taraflara (Yunanistan, İngiltere, BM Genel Sekreteri vd.) güçlü bir iradeyle beyan edilmelidir. Bu meyanda, Kıbrıs'ta iki devletli çözüm dışında bir seçenek olmadığına dair tereddütlere mahal bırakılmamalıdır."