⚡ Son Dakika
Sıcak Gündem: Kocasinan Belediye Başkanı Çolakbayrakdar, Dünya Temizlik Günü'nde çevre çağrısı yaptı: Gelişmel Son Gelişme: Muş'ta Levent çifti, 25 dönümde yetiştirip kuruttuğu sebzeleri yol kenarında satıyor ve Merak Edi Ayrıntılar Netleşti: Kızılırmak'ta oltaya 190 santimetrelik yayın balığı takıldı - Son Dakika Bilgileri Kritik Açıklama: Van'ın Özalp'inde devrilen traktör nedeniyle 3 kişi yaralandı, hastaneye kaldırıldı - Son Dak Ayrıntılar Netleşti: Antalya Akseki yaylalarında Yörükler imeceyle keçi kırkıyor, kıllar alıcı bulamıyor ve Me Gündemden Son Bilgiler: Bakan Fidan: 'Suudi Arabistan'a yönelik ciddi saldırılar var, askeri ihtiyaçları karşı Erdek'te zeytin hasadı öncesi tahribata uğrayan bahçe yolları düzenleniyor ve Merak Edilenler Ayrıntılar Netleşti: İstanbul İtfaiyesi, 312. kuruluş yılını kutlayacak ve Merak Edilenler İnönü Üniversitesinde "Protokol, Davranış ve Temsil Kuralları" eğitimi Gündemden Son Bilgiler: İzmir Şoförler Odası Başkanı Özkan, airbag üzerine POS konulmaması uyarısında bulundu: Sıcak Gündem: Kocasinan Belediye Başkanı Çolakbayrakdar, Dünya Temizlik Günü'nde çevre çağrısı yaptı: Gelişmel Son Gelişme: Muş'ta Levent çifti, 25 dönümde yetiştirip kuruttuğu sebzeleri yol kenarında satıyor ve Merak Edi Ayrıntılar Netleşti: Kızılırmak'ta oltaya 190 santimetrelik yayın balığı takıldı - Son Dakika Bilgileri Kritik Açıklama: Van'ın Özalp'inde devrilen traktör nedeniyle 3 kişi yaralandı, hastaneye kaldırıldı - Son Dak Ayrıntılar Netleşti: Antalya Akseki yaylalarında Yörükler imeceyle keçi kırkıyor, kıllar alıcı bulamıyor ve Me Gündemden Son Bilgiler: Bakan Fidan: 'Suudi Arabistan'a yönelik ciddi saldırılar var, askeri ihtiyaçları karşı Erdek'te zeytin hasadı öncesi tahribata uğrayan bahçe yolları düzenleniyor ve Merak Edilenler Ayrıntılar Netleşti: İstanbul İtfaiyesi, 312. kuruluş yılını kutlayacak ve Merak Edilenler İnönü Üniversitesinde "Protokol, Davranış ve Temsil Kuralları" eğitimi Gündemden Son Bilgiler: İzmir Şoförler Odası Başkanı Özkan, airbag üzerine POS konulmaması uyarısında bulundu:
FİNANS & KRİPTO
DOLAR: 34.22 %+0.04 EURO: 37.15 %+0.12 STERLİN: 44.12 %+0.08 G. ALTIN: 2945 Ç. ALTIN: 4810 BIST100: 9.854 %+0.52 BTC: $58,420 %−1.2 ETH: $3,120 %+0.8 DOLAR: 34.22 %+0.04 EURO: 37.15 %+0.12 STERLİN: 44.12 %+0.08 G. ALTIN: 2945 Ç. ALTIN: 4810 BIST100: 9.854 %+0.52 BTC: $58,420 %−1.2 ETH: $3,120 %+0.8
☀️ --°C
|
SON DAKİKA RESMI İLANLAR DÜNYA GÜNDEM BORSA MAGAZIN EKONOMI FUTBOL FINANS 2026-FIFA-DUNYA-KUPASI DÜNYADAN FUTBOL ASTROLOJI DIĞER SPORLAR GÜNÜN İÇINDEN OTOMOTIV SAĞLIK VOLEYBOL BILIM VE TEKNOLOJI BASKETBOL YAŞAM KÜLTÜR SANAT SPOR EĞITIM HAYAT SIGORTA EMLAK EMTIA GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI YAZARLAR VIDEOLAR
Anasayfa / İslam Ansiklopedisi / Suffe Nedir?
İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

Suffe Nedir?

Mescid-i Nebevî’nin bitişiğinde yoksul sahâbîlerin barınması için yapılan ve giderek bir eğitim kurumu haline gelen yer.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi kaynaklarına göre ve dini literatürde sıklıkla araştırılan Suffe Nedir? hakkında merak edilen tüm fıkhi, tarihi ve tefsir yönündeki bilgileri, anlamını ve detaylarını rehberimizden sahih kaynaklara dayalı olarak okuyabilirsiniz.

Sözlükte “gölgelik” anlamına gelen suffe, Mescid-i Nebevî’nin giriş kısmında Medine’de evleri ve kalabilecek yakınları olmayan sahâbîlerin barınması için yapılan mekânın adı olmuştur. Burada kalan ve çoğunluğunu muhacirlerden oluşan topluluğa “ashâbü’s-Suffe / ashâb-ı Suffe” veya “ehlü’s-Suffe / ehl-i Suffe” denilmiştir. Ashâb-ı Suffe, ihtiyaçları Resûl-i Ekrem ve zengin sahâbîler tarafından karşılandığı için “adyâfü’l-İslâm” (müslümanların misafirleri), çeşitli kabilelere mensup olmaları dolayısıyla “evfâd” diye de isimlendirilmiştir.

Hz. Peygamber, Medine’ye hicretinin ardından Mescid-i Nebevî’yi inşa ettirirken ailesine ait odaların yanı sıra mescidin güney tarafına düşen giriş kısmında kimsesiz fakir sahâbîlerin barınması için bir gölgelik yaptırdı. Kâbe’nin kıble olmasıyla birlikte bu gölgelik mescidin kuzeyine alındı, daha sonra genişletilen Mescid-i Nebevî’ye dahil edildi. Gerek Mekke muhacirlerinden gerekse daha sonra İslâm’ı kabul edip Medine’ye hicret edenlerden yoksul, bekâr ve yakını bulunmayan sahâbîler burada kalıyordu. Ayrıca ensardan ve Abdullah b. Ömer gibi evleri olan muhacirlerden bazılarının Suffe ehline imrenerek onlarla birlikte kaldıkları ve onlardan sayıldıkları bilinmektedir (Buhârî, “Ṣalât”, 58; Nesâî, “Mesâcid”, 29). Yeni katılanlar veya evlenip ayrılanlar olduğu için ashâb-ı Suffe’nin sayısı sürekli değişiyordu. Kaynaklarda Suffe’nin mekân olarak genişliği tam olarak bildirilmemiş olsa da burada aynı anda yetmiş kişinin kaldığına dair rivayetler bu konuda bir fikir vermektedir. Çeşitli zamanlarda kalanların toplam sayısının 400’e ulaştığı ifade edilmektedir. Medine’ye gelip orada bir tanıdığı bulunmayanlar ve Medine’ye gelen heyetler de genellikle Suffe’de ağırlanırdı. Dolayısıyla heyetler çoğaldıkça burada kalanların sayısı da artıyordu. Hatta bir defasında Temîm kabilesinden seksen kişinin Suffe’de misafir edildiği zikredilmektedir (Müsned, III, 371).

Geçimlerini sağlayabilecekleri bir işleri olmayan ehl-i Suffe’nin geçimiyle bizzat ilgilenen Resûlullah akşam olunca karınlarını doyurmak için onları birer ikişer ashaba taksim eder, kalanları da kendi evine götürürdü. Bu uygulama müslümanların maddî durumu düzelinceye kadar devam etti (Buhârî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 41; İbn Sa‘d, I, 255). Resûl-i Ekrem kendisine getirilen sadakaların tamamını Suffe ehline gönderir, hediyeleri ise onlarla paylaşırdı (Müsned, II, 515; Buhârî, “Riḳāḳ”, 17). Onların ihtiyaçlarını aile fertlerinin ihtiyaçlarının önüne alırdı. Nitekim Hz. Fâtıma kendisine yardım etmek üzere bir hizmetçi istemiş, Hz. Peygamber ehl-i Suffe’nin ihtiyaçlarını giderebilmek için kızının arzusunu geri çevirmişti (Müsned, I, 197; Buhârî, “Farżu’l-ḫumus”, 6). Hurmaların hasat zamanı gelince herkes gücüne göre hurma salkımlarını getirir, mescide asar, ehl-i Suffe karınlarını bunlarla doyururdu. Bu arada sürekli hurma yemekten usanıp şikâyet edenler de olurdu (Müsned, III, 487). Ashâb-ı Suffe’den güç sahibi olanlar, gündüzleri mescide su taşıyarak ve dağdan getirdikleri odunları satarak ihtiyaçlarını temin etmeye çalışır, geceleri de Kur’an tilâveti ve ilimle meşgul olurlardı (Müslim, “İmâre”, 147; Müsned, III, 270). Bununla birlikte ashâb-ı Suffe geçim darlığı içinde zâhidâne bir hayat yaşıyordu. Hatta pek çoğunun üzerine giyebilecek uygun bir elbisesi dahi bulunmadığına ve bazılarının açlıktan dolayı namazda ayakta durmakta zorlandıklarına dair rivayetler vardır. Kur’an’da “kendilerini Allah yoluna vakfedip yeryüzünde dolaşarak geçimlerini sağlama imkânı bulamayan yoksullar” ifadesiyle (el-Bakara 2/273) bütün zamanlarını Resûl-i Ekrem’i dinlemeye ayırmaları sebebiyle geçimlerini kazanamayan ashâb-ı Suffe’ye işaret edildiği bildirilmektedir (a.g.e., I, 255).

Suffe, ashâb-ı Suffe’nin vakitlerini Resûlullah’ı dinleyip ondan İslâm’ın esaslarını öğrenerek geçirmeleri dolayısıyla kısa zamanda bir eğitim kurumu haline geldi. Zaman zaman Kur’an’ın nüzûlüne şahit olan Suffe ehli, Hz. Peygamber’e sorular sorarak birçok meselenin aydınlanmasına vesile olurdu (Buhârî, “Ṣalât”, 84). Ashâb-ı Suffe’nin eğitim ve öğretim işleriyle bizzat ilgilenen Resûl-i Ekrem Suffe’de dersler veriyordu. Ayrıca onlara yazı yazmayı ve Kur’an okumayı öğretmek üzere Ubâde b. Sâmit gibi hocalar tayin etmişti. Ebû Hüreyre, diğer sahâbîlerin neden kendisi kadar hadis rivayet etmediklerini soranlara muhacirler çarşıda ticaretle, ensar da malları ve mülkleriyle meşgulken ehl-i Suffe’den biri olarak Resûlullah’ın yanından ayrılmadığını, diğer sahâbîlerin bulunmadığı meclislere katılıp onların duymadığı hadisleri duyup ezberlediğini söylemiştir (Buhârî, “Büyûʿ”, 1). Onlar dinledikleri hadisleri diğer sahâbîlere de naklederek ilmin yayılmasına önemli katkıda bulunuyordu. Hadislerdeki birçok sened silsilesinin birinci halkasını ehl-i Suffe’ye mensup isimlerin teşkil etmesi bunun bir delilidir.

Ehl-i Suffe özellikle İslâm’ı tebliğ için ihtiyaç duyulan yerlere gönderiliyordu. Hicretin 4. (625) yılında Medine’ye gelen Benî Âmir b. Sa‘saa’nın reisi Ebû Berâ Âmir b. Mâlik, Resûl-i Ekrem’in İslâm’a davetini kabul etmemekle birlikte ondan kabilesine İslâmiyet’i anlatacak bazı kimselerin gönderilmesini istemiş ve onları himayesine alacağını söylemişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber Suffe’de yetişmiş, Kur’an’ı iyi bilen ve kendilerine “kurrâ” denilen yetmiş kadar sahâbîyi onun yurduna gönderdi. Ancak bu sahâbîler Bi’rimaûne mevkiinde Ebû Berâ’nın yeğeni Âmir b. Tufeyl ve adamları tarafından şehid edildi. Resûlullah’ın hayatının en büyük üzüntüsünü bu hadise yüzünden yaşadığı rivayet edilmiştir (bk. Bİ’RİMAÛNE).

Suffe ehlinin İslâmî ilimlerin gelişmesine doğrudan etkisi olmuştur. Başta Ebû Hüreyre olmak üzere çok hadis rivayet eden sahâbîler ehl-i Suffe’dendir. İslâm hukuku alanında ortaya çıkan ehl-i hadîs ve ehl-i re’y ekollerinin ilk temsilcileri kabul edilen Abdullah b. Ömer ile Abdullah b. Mes‘ûd gibi birçok sahâbî de Suffe’den yetişmiştir. Bunun yanında ilk dönem zühd hareketlerinin ehl-i Suffe ile başladığı, Suffe’nin tasavvufun nüvesini teşkil ettiği kabul edilmektedir. Bazı tabakat müellifleri eserlerinde ehl-i Suffe’yi geniş bir şekilde tanıtmış, bunlardan Ebû Nuaym el-İsfahânî, Ḥilyetü’l-evliyâʾ adlı eserinde Suffe’de kalan 100 kadar sahâbî hakkında bilgi vermiştir. Bu konuda müstakil bir eser yazan Şemseddin es-Sehâvî ise ehl-i Suffe’den 104 kişiyi tanıtmıştır (Rücḥânü’l-kiffe, s. 87-319). Bu hususta pek çok araştırma yapılmıştır. Suffe, Hz. Peygamber’in vefatından sonraki yıllarda Mescid-i Nebevî’ye katılmış ve tamamen mescidin içinde kalmıştır. Kaynaklarda “Suffetü’n-nisâ” adını taşıyan bir başka suffeden söz edilmektedir (Müsned, II, 145; Ebû Dâvûd, “Ḥudûd”, 11; Nesâî, “Ḳaṭʿu’s-sâriḳ”, 8). Hanım sahâbîlere mahsus olduğu anlaşılan bu suffenin yeri ve buraya katılanlar hakkında bilgi bulunmamaktadır.

KAYNAK

  • Müsned, I, 197, 199; II, 145, 515; III, 270, 371, 487; V, 315; VI, 18, 19, 390, 391.
  • Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 8, “Meġāzî”, 28.
  • Müslim, “Nikâḥ”, 94, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 46.
  • Ebû Dâvûd, “Ḥurûf ve’l-ḳırâʾât”, 1, “Büyûʿ”, 37, “Zekât”, 32.
  • Tirmizî, “Zühd”, 39, “Tefsîr”, 3.
  • İbn Mâce, “Ticârât”, 8.
  • İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 51, 52, 255.
  • Ebû Nuaym, Ḥilye, I, 337-385; II, 3-25.
  • Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb (Uludağ), s. 172-175.
  • Şemseddin es-Sehâvî, Rücḥânü’l-kiffe fî beyâni nübẕetin min aḫbâri ehli’ṣ-Ṣuffe (nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan Âlü Selmân), Riyad 1415/1995.
  • Semhûdî, Vefâʾü’l-vefâ bi-aḫbâri dâri’l-Muṣṭafâ (nşr. M. Muhyiddîn Abdülhamîd), Kahire 1373/1954, I, 453-458.
  • Ekrem Ziyâ el-Ömerî, el-Müctemaʿu’l-Medenî fî ʿahdi’n-nübüvve, Medine 1983, s. 89-105.
  • Mustafa Baktır, İslam’da İlk Eğitim Müessesesi Suffa Ashabı, İstanbul 1984.
  • Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Tuğ), II, 767, 768, 825, 1056.
  • Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), II, 228-235.
  • J. C. Vadet, “Les ahl al-suffa et le soufisme”, Festschrift Ewald Wagner zum 65. Geburtstag, Band I: Semitische Studien (ed. W. Heinrichs – G. Schoeler), Beirut 1994, s. 244-258.
  • Akif Köten, “Asr-ı Saadette Suffa Ashâbı”, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadette İslam, İstanbul 2006, III, 259-285.
  • Hilal Kara – Abdullah Kara, Ashab-ı Suffe: Peygamber Okulunun Yıldızları, İstanbul 2007.
  • Salih Tuğ, “İslam’da İlk Maarif Müesseseleri ve Bunların Gelişimi”, İslâm Düşüncesi, sy. 7, İstanbul 1969, s. 425-432.
  • H. Kâmil Yılmaz, “Tasavvufî Açıdan Ashâb-ı Suffa”, Tasavvuf, sy. 7, Ankara 2001, s. 9-31.
  • Hâris Süleyman ed-Dârî, “Ehlü’ṣ-Ṣuffe”, Âfâḳu’s̱-s̱eḳāfe ve’t-türâs̱, sy. 39, Dübey 2002, s. 34-50.
  • W. Montgomery Watt, “Ahl al-Ṣuffa”, EI2(İng.), I, 266-267.

📚 Kaynakça ve Referanslar

  • Müsned, I, 197, 199; II, 145, 515; III, 270, 371, 487; V, 315; VI, 18, 19, 390, 391.
  • Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 8, “Meġāzî”, 28.
  • Müslim, “Nikâḥ”, 94, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 46.
  • Ebû Dâvûd, “Ḥurûf ve’l-ḳırâʾât”, 1, “Büyûʿ”, 37, “Zekât”, 32.
  • Tirmizî, “Zühd”, 39, “Tefsîr”, 3.
  • İbn Mâce, “Ticârât”, 8.
  • İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 51, 52, 255.
  • Ebû Nuaym, Ḥilye, I, 337-385; II, 3-25.
  • Hücvîrî, Keşfü’l-mahcûb (Uludağ), s. 172-175.
  • Şemseddin es-Sehâvî, Rücḥânü’l-kiffe fî beyâni nübẕetin min aḫbâri ehli’ṣ-Ṣuffe (nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan Âlü Selmân), Riyad 1415/1995.
  • Semhûdî, Vefâʾü’l-vefâ bi-aḫbâri dâri’l-Muṣṭafâ (nşr. M. Muhyiddîn Abdülhamîd), Kahire 1373/1954, I, 453-458.
  • Ekrem Ziyâ el-Ömerî, el-Müctemaʿu’l-Medenî fî ʿahdi’n-nübüvve, Medine 1983, s. 89-105.
  • Mustafa Baktır, İslam’da İlk Eğitim Müessesesi Suffa Ashabı, İstanbul 1984.
  • Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Tuğ), II, 767, 768, 825, 1056.
  • Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), II, 228-235.
  • J. C. Vadet, “Les ahl al-suffa et le soufisme”, Festschrift Ewald Wagner zum 65. Geburtstag, Band I: Semitische Studien (ed. W. Heinrichs – G. Schoeler), Beirut 1994, s. 244-258.
  • Akif Köten, “Asr-ı Saadette Suffa Ashâbı”, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadette İslam, İstanbul 2006, III, 259-285.
  • Hilal Kara – Abdullah Kara, Ashab-ı Suffe: Peygamber Okulunun Yıldızları, İstanbul 2007.
  • Salih Tuğ, “İslam’da İlk Maarif Müesseseleri ve Bunların Gelişimi”, İslâm Düşüncesi, sy. 7, İstanbul 1969, s. 425-432.
  • H. Kâmil Yılmaz, “Tasavvufî Açıdan Ashâb-ı Suffa”, Tasavvuf, sy. 7, Ankara 2001, s. 9-31.
  • Hâris Süleyman ed-Dârî, “Ehlü’ṣ-Ṣuffe”, Âfâḳu’s̱-s̱eḳāfe ve’t-türâs̱, sy. 39, Dübey 2002, s. 34-50.
  • W. Montgomery Watt, “Ahl al-Ṣuffa”, EI2(İng.), I, 266-267.
🔙 Tüm Kelimeler Listesine Dön
🔗

Bu Terimi Paylaş

İslami terimler kılavuzunu kopyalayıp sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

💡 Diğer İlginç Terimler

Abdullah B. Mübârek Nedir?

Tebeu’t-tâbiînin ileri gelenlerinden, muhaddis, zâhid ve fakih.

Habîb El-Acemî Nedir?

Basralı zâhid.

İ‘câzü’l-Kur’ân Nedir?

Kur’ân-ı Kerîm’in erişilmez üstünlüğünü ifade eden terim, bu konuda yazılan eserlerin ortak adı.

Osman El-Bettî Nedir?

Basra’nın önde gelen âlimlerinden, fakih.

Tefsi̇r Nedir?

Kur’ân-ı Kerîm âyetlerini açıklamayı ve yorumlamayı ifade eden terim; Kur’an âyetlerini yorumlama ilmi ve bu alandaki eserlerin ortak adı.