Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • İstanbul'un Üsküdar ilçesinde ayakkabı tamirciliği yapan 47 yaşındaki Naz Yıldırım Akbaş, 45 yaşında çırak ola...
- • Bayburt'tan İstanbul'a 2013 yılında taşınan Naz Yıldırım Akbaş, eşinin müteahhitlik yaparken iflas etmesinin a...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
İstanbul'un Üsküdar ilçesinde ayakkabı tamirciliği yapan 47 yaşındaki Naz Yıldırım Akbaş, 45 yaşında çırak olarak başladığı dükkanı devralarak kendi işinin patronu oldu.
Bayburt'tan İstanbul'a 2013 yılında taşınan Naz Yıldırım Akbaş, eşinin müteahhitlik yaparken iflas etmesinin ardından yıllarca temizlik işlerinde çalıştı.
Akbaş, 2023 yılında kendi işini kurma hayaliyle Üsküdar'daki ayakkabı tamircisinde çıraklığa başladı.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Dükkan sahibinin iş yerini devretmek istemesi üzerine cesaretini toplayıp devralan Akbaş, çırak olarak başladığı iş yerinin patronu oldu.
Yaklaşık 25 metrekarelik küçük bir dükkanda ayakkabı bakım ve tamirciliği yapan 47 yaşındaki Akbaş, raflarda bakım için bekleyen ayakkabılar, yapıştırıcı kokusu ve dükkanını serinletmek için kullandığı küçük bir vantilatörüyle mesleğini severek yapıyor.
Eşi minibüs şoförü olan, üç kızı ve bir erkek çocuğu bulunan Akbaş'ın iki kızı öğretmen olarak Diyarbakır'da görev yapıyor, oğlu beden öğretmenliğinde okuyor, en küçük kızı liseye devam ediyor.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Aynı zamanda bir torun sahibi de olan Akbaş, sabahları minibüsle işine gelip 07.00-07.30 arasında dükkanını açıyor, akşamları ise trafik yoğunluğundan kurtulmak için metro kullanarak evine dönüyor.
Naz Yıldırım Akbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müşterilerinin "Bu erkek işi, sen yapamazsın" dediğini, olumsuz yorumlara kulak asmadan ileri yaşında çıraklık yapmaktan çekinmeyerek kendi ayakları üzerinde durmayı başardığını söyledi.
İstanbul'a taşındıktan sonra eşinin işlerinin kötü gitmesi üzerine başladığı temizlik işini bitirince ayakkabı tamir işinde ustalara yardım ettiğini anlatan Akbaş, "Ustalarım 'Korkma.' diye beni motive ediyorlardı. Bir ara bıraktım ayakkabı tamir işini. Lokantalarda temizlik yaptım. Sonra makineleri yapan Şeref Bey'in Bağlarbaşı'ndaki dükkanını duydum. Orada sürekli eleman sorunu yaşadığını söylemiş. Aradım, 'Gel.' dedi." diye konuştu.
Kamuoyunun ve Uzmanların Değerlendirmeleri
Akbaş, dükkana ilk girdiğinde adım atılacak yer olmadığını kaydederek, şunları söyledi:
"Sanki terk edilmiş bir yuvaydı. 'Burada duramam.' dedim içimden. Ama bir ses 'Sen burayı düzeltirsin.' dedi. Şeref Bey'e çok şey borçluyum. Tamir konusunda hiç deneyimli değildim, sadece bakım biliyordum. Defalarca 'Yapamıyorum, gidiyorum.' diye ağladım. O her seferinde 'Gidemezsin, yapacaksın.' dedi. Şeref Bey başka işleri nedeniyle dükkanla yeterince ilgilenemeyince 'Sana devredeceğim.' dedi. Hiç burayı devralacağımı düşünmüyordum. Hep gideceğim diyordum. Çok mutlu oldum. Şimdi burayı işletiyorum ve çok mutluyum."
İşini severek yaptığını dile getiren Akbaş, "Müşterilerim yavaş yavaş alıştı. Biri geliyor, diğerini gönderiyor. 'Naz Hanım siz misiniz?' diye soruyorlar. İşimi dürüst yaptığım için kazanıyorum. İşimin hakkını veriyorum. Kazandığım parayı hak etmek istiyorum. İşimi özenerek yapıyorum. Müşterilerimi kaybetmek istemiyorum. Başta erkek müşteriler dükkana girince 'Eşiniz yok mu?' diye soruyorlardı. 'Yok, ben bakıyorum.' diyordum. İlk başlarda tedirgin olanlar vardı. Geri gidenler oldu. 'Biz başka yere bakalım.' deyip gidiyordu. Şimdi ise öyle değil. Müşterilerim çoğaldı, çevredeki herkes biliyor." ifadelerini kullandı.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
Akbaş, bazen çocuklarının gelip kendisine yardım ettiğini söyleyerek, şunları dile getirdi:
"Küçük kızım geliyor 14 yaşında. Resim yeteneği çok iyi olduğu için boya işlerinde bana yardım ediyor. Çocuklarımıza hiçbir zaman haram lokma yedirmedik. Çocuklarım benimle gurur duyuyor. 'Anne sen çok mücadele ettin, bizi bırakmadın.' diyorlar. Ben sizi bırakamam diyorum. Çocuklarımızı zorlukla okuttuk. İki kızım da öğretmen oldu. Kızlarım Diyarbakır'da görev yapıyor, büyüğü evlendi, bir torunum var. Dükkanı devralmadan gittim ona bir ay baktım. O zaman elemandım, izin alma şansım vardı. Şu an gitsem eski patronum gelip dükkana bakarım diyor. Önümüzdeki ay Muş'ta kardeşimin düğünü var. Çocukların hepsi gelecek. Birlikte olacağız, biraz stres atacağız."
Gençlere meslek öğrenmelerini tavsiye eden Akbaş, "Gençler kısa yoldan para kazanıp zengin olmak istiyor ama öyle bir şey yok. Mücadele edip faaliyetları lazım. Benim şimdiki aklım olsaydı, 20 yaşımda olsaydım çok farklı şeyler yapardım. Ama geçti, o yaşın değerini bilmek lazım. Yaşınız gençken iş işten geçmeden meslek öğrenin. Hoşunuza ne gidiyorsa, öğrenin ve işte yükselmeye başlarsınız. Sonra çok üzülürsünüz. Ben de faaliyetdığım zamanlar pikniğe, çay günlerine gidiyordum. İşimiz oydu. Bence insanın faaliyetsı güzel. Kafası dağılıyor. Kimseyle uğraşmaz insan, dedikodu olmaz. Dükkan komşularım beni çok seviyor. Ben de onları seviyorum." ifadelerini kullandı.
Akbaş, yaşadığı sıkıntılar karşısında pes etmediğini vurgulayarak, "Buraya ilk geldiğimde 'Kadınsın, yapamazsın.' dediler. Bunu söyleyen kadınlar da oldu, çok üzüldüm. Bir gün eski ustam gelip 'Sen kendini ne zannediyorsun? Burada zavallı bir elemansın!' diye bağırınca daha çok azimle çalıştım. 'Ben iyi bir usta olacağım ve burayı devralacağım.' dedim kendi kendime. Şimdi o eleman, ben buranın sahibiyim." şeklinde konuştu.
Pes etmeyerek bunu başardığını belirten Akbaş, "Müşterilerim beni tebrik ediyor. Erkekler de, kadınlar da. Çok yakınlarım bu işi yapmamı istemedi. Çocuklarım da 'Anne bırak, erkek işi.' dediler. Ben pes etmedim. Ama şimdi benimle gurur duyuyorlar." dedi.