Öne Çıkan Gelişmeler & Özet:
- • Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bi...
- • Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bi...
- • Yetkili kurumlar ve uzmanlar gelişmeleri anlık olarak analiz etmeye devam ediyor.
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Yaklaşık 1.500 yıllık geçmişi boyunca farklı dönemlere, medeniyetlere ve kültürlere tanıklık eden bir mabet Ayasofya... Doğu Roma döneminde kilise olarak inşa edilen, 1453’te İstanbul’un fethinin ardından camiye çevrilen yapı 1934’te müzeye dönüştürüldü. Yaklaşık 86 yıl sonra, 24 Temmuz 2020’de, yeniden ibadete açıldı. Ayasofya’nın ibadete açılışının altıncı yılı dolayısıyla üç dilde (Türkçe, İngilizce ve Arapça) hazırlanan ‘Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’, Demirören Yayınları etiketiyle yayımlandı. Takdim yazısını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı eser; bilimsel araştırmaları, arşiv belgelerini ve ilk kez yayımlanan fotoğrafları bir araya getirirken Ayasofya’nın mimari, tarihi ve kültürel hikâyesini okurla buluşturuyor. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Editörlüğünü Mehmet H. Çelik’in yaptığı ‘Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi‘nde zengin bir görsel arşiv okuru bekliyor. Eserde II. Abdülhamid döneminde hazırlanan Yıldız Albümleri’nden Ayasofya’ya ait fotoğrafların yanı sıra fotoğrafçı Ali Enis Oza’nın bugüne kadar yayımlanmamış karelerine (1910-1920) de yer veriliyor. Gelişmeler doğrultusunda konunun detaylı analizi ve resmi açıklamaları editör ekibimiz tarafından yakından takip edilmektedir.
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Sultan I. Mahmud Şadırvanı: 1740-1741 yıllarında I. Mahmud tarafından yaptırılan şadırvan, sekizgen planı, mermer sütunları ve üzerini çevreleyen hat kuşaklarıyla Osmanlı yapı sanatının dikkat çeken örneklerinden biri. Şadırvanda Kasîde-i Bürde’den beyitler ve “Biz her şeyi sudan yarattık” ayeti var. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Gelişmenin Perde Arkası ve Detaylar
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Minber: Ayasofya’nın minberinin, 16’ncı yüzyılın sonlarında Sultan II. Selim veya Sultan III. Murad döneminde yaptırıldığı düşünülüyor. Osmanlı mermer ve taş işçiliğinin seçkin örneklerinden biri kabul edilen minberin girişinde oyma tekniğiyle işlenmiş bir ayet, alınlık tablasındaysa altın yaldızlı bezemeler var. Konuyla ilgili yetkili mercilerin yasal incelemeleri ve araştırmaları derinleşerek sürüyor. Yeni gelişmeler yaşandıkça aktarmaya devam edeceğiz.
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Hünkâr mahfili: Sultan Abdülmecid döneminde İsviçreli-İtalyan mimar Gaspare Fossati tarafından yeniden yapılan (1847-49) bugünkü hünkâr mahfili (özel ibadet alanı) padişahın ibadet ettiği bölüm olarak kullanıldı. Yenileme sırasında eski hünkâr mahfiline ait çinili mihrap, bugünkü mihrabın güneyindeki tonoz duvarına yerleştirildi. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
Gündemi meşgul eden son dakika gelişmesinin ardından sıcak ayrıntılar gelmeye devam ediyor. Elde edilen son bilgilere göre; Hat levhaları: Fotoğrafta kubbenin altında görülen yuvarlak hat levhaları, Ayasofya’nın Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde Gaspare Fossati tarafından gerçekleştirilen restorasyon sırasında Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından hazırlandı. Yaklaşık 8 metre çapındaki levhalarda Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in isimleri var. Kubbenin ortasındaysa yine Mustafa İzzet Efendi’nin kaleminden Nûr Suresi’nin 35’inci ayeti mevcut. Türk hat sanatının en önemli örnekleri arasında gösterilen levhalar, Ayasofya müzeye dönüştürülürken Sultanahmet Camisi’ne taşınmak için yerlerinden indirildi. Daha sonra taşınmalarındaki güçlük nedeniyle Ayasofya’da bırakıldı. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.
Resmi Açıklamalar ve Süreçteki Son Durum
Türkiye gündeminde geniş yankı uyandıran konuya ilişkin resmi kaynaklardan gelen bilgiler netleşti. Yapılan açıklamalara göre; Ayasofya Camisi merkezi kubbesi: Ayasofya’nın ana mekânı dört büyük paye ve pandantifler üzerine oturan merkezi bir kubbeyle örtülüyor. Zeminden yüksekliği 55,60 metreyi bulan kubbenin çapı kuzey-güney yönünde 31,87, doğu-batı yönündeysde 30,86 metre. Yapı, 553 ve 557 depremlerinde zarar gördü ve 558’de kubbenin önemli bir bölümü çöktü. Onarımı üstlenen mimar Isidoros’un yeğeni Genç Isidor kubbeyi 7 metre yükselterek daha hafif malzemeyle yeniden inşa etti ve yapıyı payandalarla güçlendirdi. 40 kaburgayla desteklenen kubbenin oluşturduğu basınçsa yarım kubbeler, kemerler, payeler, sütunlar ve tonozlardan oluşan taşıyıcı sistemle karşılanıyor. Olayla ilgili resmi makamlarca yürütülen soruşturma süreci devam ederken, en güncel bilgileri sitemiz üzerinden anlık olarak takip edebilirsiniz.