Science & Tech
•
Thursday, July 9, 2026 9:17 AM
•
~4 min read
•
3 views
Trillions of them move to feed: They rise from the bottom of the sea - Latest News
The movement that started from the bottom of the sea did not escape the attention of scientists. What at first glance appeared to be a rising seafloor or a small-scale earthquake in the water, but when examined more closely, a surprising truth emerged. Trillions of creatures come from the bottom of the sea to feed at night.
Listen to Article
AI Reader is ready.
İkinci Dünya Savaşı sırasında okyanuslarda görev yapan sonar teknisyenleri, cihaz ekranlarına bakan gözlerine inanamadı. Yankı iskandillerinden gelen sinyaller, deniz tabanının beklenenden çok daha sığ bir noktada olduğunu gösteriyordu. Asıl ürkütücü ve şaşırtıcı olan ise, bu "deniz tabanının" gün boyunca yukarı ve aşağı hareket ediyor gibi görünmesiydi. Yıllar sonra anlaşıldı ki bilim insanlarının "derin saçılma tabakası" adını verdiği bu fenomen, dalgalanan bir okyanus tabanı değildi. Sinyalleri katı bir cisimmiş gibi yansıtan şey, okyanusun alacakaranlık kuşağında yaşayan trilyonlarca deniz canlısının beslenmek için yüzeye doğru yaptığı devasa bir toplu hareketti.
Okyanus biliminde mezopelajik bölge olarak adlandırılan "alacakaranlık kuşağı", güneş ışığının neredeyse tamamen kaybolduğu 200 metre (656 fit) derinlikte başlar. Aşağıya doğru indikçe güneş ışınlarının etkisi hızla azalır ve yaklaşık 1000 metreye (3280 fit) ulaşıldığında tamamen yok olur. Bu noktadan sonra zifiri karanlığı aydınlatan tek şey, canlıların kendi vücutlarında ürettiği ürkütücü ama büyüleyici biyolüminesans, yani doğal ışık parıltılarıdır.
Deniz araştırmacısı Prof. Jon Copley’nin de vurguladığı gibi, dünyamıza "mavi gezegen" dememizin sebebi aslında sadece güneş ışığının üst katmanlardan yansımasıdır. Gerçekte okyanusların devasa bir kısmı güneş yüzü görmez. Dünya, aslında derin ve karanlık bir okyanus gezegenidir. Üstelik bu karanlık, sanılanın aksine bomboş değil; tam tersine gezegendeki tüm balık biyokütlesinin %95’ine, yani yaklaşık 10 milyar ton balığa ev sahipliği yapan yaşayan bir çorba gibidir.
Dünya kendi ekseni etrafında dönerken, okyanuslarda her gece gezegenin en büyük doğal hayvan göçü gerçekleşir. Bilim dünyasında "Günlük Dikey Göç" (DVM) olarak bilinen bu olayda, yaklaşık 10 milyar tonluk bir canlı kütlesi karanlığın çökmesiyle birlikte derinlerden yüzeye doğru yükselir. İskoç Deniz Bilimleri Birliği'nden Dr. Laura Hobbs, geceyi takip ederek dünya genelinde yükselip alçalan bu devasa hayvan dalgasını stadyumlardaki Meksika dalgasına benzetiyor.
Bu göçün temel sebebi tamamen bir hayatta kalma ve beslenme stratejisidir. Okyanusun temel besin kaynağı olan ve büyümek için güneş ışığına ihtiyaç duyan bitki-planktonlar (fitoplanktonlar) sadece yüzey katmanlarında yaşayabilir. Milimetre boyutundaki minik hayvan türlerini kapsayan zooplanktonlar da her gece bu ziyafete katılmak için yüzlerce metre yukarı yüzerler. Kendi ölçeklerine göre kıyaslandığında bu dikey yolculuk, bir insanın her gün üst üste birkaç maraton koşmasına eşdeğerdir. Şafak sökerken, güneş ışığıyla birlikte daha büyük avcı balıklara görünür olmak istemeyen zooplanktonlar, sindirimlerini tamamlamak ve atıklarını bırakmak üzere yeniden karanlık suların güvenliğine geri çekilirler. Bu döngü, okyanuslardaki besin maddelerinin dikey olarak taşınmasını (biyomiksasyon) sağladığı gibi küresel iklim ve karbon döngüsü üzerinde de muazzam bir rol oynar.
Bu derin dünyayı bir araştırma denizaltısının içinden bizzat gözlemleyen Prof. Copley, pillerden tasarruf etmek için ışıkları kapattıklarında etraflarının adeta bir kar fırtınası gibi parıldayan canlılarla sarıldığını anlatıyor. Bu canlılar okyanus besin ağının en kritik halkasıdır; ton balığından kılıç balığına kadar tükettiğimiz pek çok büyük türün ana avıdır.
Ancak bu mikroskobik canlılar için okyanusta yaşamak bizim anladığımız fizik kurallarından çok farklıdır. Bizler "atalet dünyasında" yaşarız; bir havuza atlayıp kulaç attığımızda, suyun içinde bir süre süzülmeye devam edebiliriz. Fakat mikroskobik boyutlara indiğinizde, suyun yapışkanlığı (vizkozitesi) yerçekimi ve hız kurallarının önüne geçer. En küçük deniz canlıları için okyanus, bizim için pekmez dolu bir havuzda yüzmeye çalışmak gibidir; kulaç atmayı bıraktıkları an dururlar. Trilyonlarca küçük canlının her gün bu yapışkan akışkanlığa karşı direnerek gerçekleştirdiği bu devasa yolculuk, dünyamızın dengesini koruyan en sessiz ve en büyük motorlardan biridir.
Last Updated: Wednesday, August 19, 2026 10:08 AM